Top Social

Featured Posts Slider

.

Image Slider

28 Aralık 2014 Pazar

Dünyanın en büyük yer altı şehri Nevşehir'de bulundu. [video]

Dünyanın en büyük yer altı şehri Nevşehir'de bulundu.



Kentsel dönüşüm çalışmaları sonrasında yıkılan Nevşehir Kalesi’nin etrafındaki evlerin altında dünyanın en büyük yer altı şehri bulundu. Bulunan şehrin yapılacak çalışmalar sonrasında ortaya çıkarılması ve restarasyon projesinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin dünyaya sunacağı önemli ören yerlerinden ve yeraltı şehirlerinden biri olacağı ifade ediliyor.


Kale çevresinde kentsel dönüşüm çalışmaları sonrasında bine yakın konutun yıkımını gerçekleştirildi. Sonrasında başlatılan temizleme çalışmaları sırasında buranın altında 110 metre kotta 785 bin metrekarelik alanın çok büyük bölümünde bir yeraltı şehri fark edildi. Türkiye'nin peribacaları ve yeraltı şehirleri ile ünlü önemli turizm merkezlerinden olan ve yılda ortalama 2,5 milyon yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Kapadokya bölgesinde şu anda Derinkuyu, Kaymaklı, Tatlarin ve Özkonak yeraltı şehirleri turistlerin ziyaretine açık bulunuyor. Nevşehir Kalesi'nin altında birbiriyle bağlantılı olduğu belirtilen ve yaklaşık 785 bin metrekarelik bir alanı kapladığı belirlenen yeraltı şehri Kapadokya ve ülke turizmine kazandırılma çalışmaları da yapılacak. Tespit edilen yer altı şehri kapladığı alanla dünyanın en büyük yeraltı şehirlerinden biri olduğunu ifade ediliyor. Ayrıca Göre beldesinden Nevşehir Kalesi’ne kadar da 7 kilometrelik bir tünel tespit edildi. Osmanlı arşivlerinden de bölgede 30 adet su yolunun olduğu belirlendi.


7 milyon ışık yılı uzakta yeni bir cüce gök ada keşfedildi.




Rus ve Amerikan gökbilimcilerden oluşan bir ekip yaklaşık 7 milyon ışık yılı uzaklıkta yer alan yeni bir cüce gökada (galaksi) keşfetti.

Profesör Igor Karachentsev liderliğindeki ekip tarafından Hubble Uzay Teleskobu’nun gelişmiş kamerası yardımıyla Ağustos ayında keşfedilen yeni gökadaya KKs3 adı verildi. Kütlesi sadece Samanyolu’nun onbinde biri kadar olan KKs3, Hydrus takımyıldızı yönünde yer alıyor.

KKs3 bir “cüce küresel” gökada olduğu için büyük gökadalara göre kimi eksiklikleri bulunuyor. Örneğin Samanyolu’nda olduğu gibi sarmal kollara sahip olmayan KKs3 yeterli hammaddeye sahip olmadığı için de yeni yıldızlar oluşturamıyor. Bu durum genellikle Andromeda gibi büyük gökadaların cüce küresel gökadalardan hammadde çalması nedeniyle meydana geliyor, bu yüzden cüce küresel gökadaların büyük çoğunluğu kendilerinden daha çok daha büyük gökadaların yakınlarında bulunuyor.

Gökbilimciler evrenin genelinde gökadaların oluşumunu anlayabilmek için cüce küresel gökadaların bulunmasına önem gösteriyorlar. Bu gökadalarda bulutsu içerisinde hidrojen gazı olmaması araştırmalarda bulunmalarını zorlaştırıyor, bu yüzden bilim insanları bireysel yıldızları seçerek onları bulmaya çalışıyor. Tespit edilmeleri bu kadar zor olduğu için aynı ekip tarafından 1999 yılında bulunan KKR25’ten sonra keşfedilen ilk cüce küresel gökada KKs3 oldu.

Ekip üyelerinden Profesör Dimitry Makarov, KKs3 gibi gökadaları bulmanın Hubble Uzay Teleskobu için bile zorlu bir işlem olduğunu ancak sabırla gerçekleştirilen çalışmalar sonrası gökadamızın çevresinin sanıldığı kadar boş olmadığının ortaya çıktığını belirtti . Ayrıca buna benzer çok sayıda gökadanın bulunmasının kozmosun evrimi hakkında önemli bilgiler verebileceğini de ifade etti.

Çalışmalarını Royal Astronomical Society dergisinin Aralık sayısında yayımlayan ekip daha fazla cüce küresel gökada keşfedebilmek için çalışmalarına devam edecek. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde James Wenn Uzay Teleskobu ve Avrupa Aşırı Büyük Teleskobu’nun da devreye girmesiyle bu araştırmaların daha hızlı ilerlemesi bekleniyor.

Kaynak

Yine kayıp uçak yine Malezya

Yine kayıp uçak yine Malezya


Sabiha Gökçen Havalimanı'nın sahibinin bile tamamen Malezyalıların olduğu bir dönemde, Malezyalıların dünya genelinde sivil havacılık sektöründe uçuşa geçtiği, çok büyük ve ezici üstünlükler elde ettiği, batılı şirketlerin perişan olduğu bir dönemde, çok dikkat çekicidir ki Malezya'ya sivil havacılık alanında çok olumsuz notlar verdirecek ve nasıl oldukları bir türlü anlaşılamayan kayıp uçak olayları yaşanıyor. İşte bir yenisi daha...



Yine yolcu uçağı kayboldu

Hisselerinin yarısına Malezyalıların sahip olduğu Endonezya özel havayolu şirketi AirAsia'ya ait yolcu uçağı, 155 yolcusu ve 7 personeliyle Endonezya'dan Singapur'a giderken kayboldu.


155 yolcusuyla Endonezya şehri Surabaya’dan Singapur’a giden Endonezya özel havayolu şirketi AirAsia’ya ait yolcu uçağı, Cava Denizi üzerinde seyrederken Belitung Adası civarında Cakarta hava trafiği kontrol kulesiyle teması kaybetti. 

Endonezya Ulaştırma Bakanı Hadi Mustafa, QZ 8501 uçuş numaralı uçakla son telsiz konuşmasının TSİ 01.17’de yapıldığını ve 32 bin feet yükseklikte seyreden uçağın olumsuz hava koşulları nedeniyle 38 bin feet yüksekliğe çıkmak için izin istediği söyledi. Bakan, pilotun bu talebinin 'alışılmadık' olduğunu ifade etti.

AirAsia şirketi de resmi Twitter hesabı üzerinden uçakla teması kaybettiklerini doğruladı.

Airbus 320-200 tipi yolcu uçağında 155 yolcu ve 7 kabin görevlisi bulunuyor. TSİ 02.30’da Singapur’a inmesi gereken uçağın nerede olduğu bilinmiyor. AirAsia, uçakta 157 Endonezyalı, 3 Güney Koreli, 1 Singapurlu ve 1 Malezyalının bulunduğunu açıkladı. Yolculardan 16'sı çocuk, birisi de bebek.

Singapur Sivil Havacılık Dairesi, hava kuvvetleri ve donanma destekli arama kurtarma çalışması başlattıklarını açıkladı

QZ8501 en son Cava Denizi üzerinde bu noktada sinyal gönderdi


Bu yıl üçüncü

Malezya AirAsia, Endonezya AirAsia'nın hisselerinin yüzde 49'una sahip. Malezya bağlantılı havayolu şirketleri, bu yıl üçüncü kez yolcu uçaklarını kaybetti.

8 Mart 2014'te Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur’dan Çin’in başkenti Pekin’e gitmek üzere 239 kişiyle havalandıktan sonra kaybolan Malezya Havayolları'na ait yolcu uçağı MH 370 ardından iz bırakmadan kaybolmuş, 25 ülkenin arama çalışmalarına rağmen uçağın enkazı dahi bulunamamıştı.

17 Temmuz'da ise yine Malezya Havayolları'na ait MH17 yolcu uçağı, Ukrayna'nın doğusunda vurularak düşürülmüş, uçaktaki 298 kişi hayatını kaybetmişti.


27 Aralık 2014 Cumartesi

Dünyanın her yerine 4 saatte gidecek uçak. Sesten beş kat hızlı uçacak.

Uçaklar, Sivil Havacılık, Yolcu uçakları, Ses hızı, Sesten hızlı uçak,


Dünyanın bir noktasından bir diğer noktasına 4 saatte uçmak mümkün mü? Şu anda imkansız gibi görünse de İngiliz Reaction Engines şirketi bunun için son sürat çalışıyor. Geliştirilen yeni teknoloji jet motoruyla, 'Skylon' adı verilmesi planlanan uçak, 2019'da ilk test uçuşunu yapacak. Penceresiz uçağın 1.1 milyar dolara malolması bekleniyor.


Birazdan şahit olacağınız yeni teknoloji, artık dünyada 'mesafe' diye bir kavramın kalmayacağının göstergesi. Tabii işler planlandığı gibi giderse... İngiliz Reaction Engines firmasının bir iddiası var: Dünyanın herhangi bir noktasından bir diğerine 4 saatte yolcu taşıyacak uçak mümkün! Firma bunun için geliştirdiği yeni uçak teknolojisiyle çalışmalara son sürat devam ediyor.
SESİN BEŞ KATI HIZ
Businessinsider sitesinin haberine göre, yeni teknoloji uçakla ilgili ayrıntılar ortaya çıktı. Aynı zamanda uzay aracı olarak da kullanılması planlanan uçağın adının 'Skylon' olması planlanıyor. Uçağı geliştiren ekibin baş mühendisi Alan Bond, kullanılan yüksek soğutmalı jet motorunun çok yüksek hızda çalışacağını söylüyor. Uçağın ana teknolojisini 'daha fazla güç, daha fazla hız' olarak anlatan Bond, sesin beş katı daha hızlı yol alacakları iddiasında. 
SOĞUTMA TEKNOLOJİSİ 
Uçağın teknolojisi geçen yıl Telegraph Gazetesi'nde bir makaleye de konu olmuştu. Gazete, bu uçaktan 'çığır açan bir teknoloji' olarak bahsetmiş ve yüksek şiddette soğutma sistemi üzerine kurulu teknolojiye dikkat çekmişti. Şirket soğutma teknolojisi üzerinde de çalışıyor. 








Uzayda kişisel uydu dönemi: Parası olanın şahsına ait uydusu olacak.

Mini uydu, Uydu, Yapay uydular, Uzaycılık, Sivil uzaycılık,


Uzayda kişisel uydu dönemi başlıyor. En geç 10 yıl içerisinde isteyen kendi uydusunu uzaya atacak veya kiralayabilecek


Haberleşme teknolojilerinin insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar gelişmiş ve çok çeşitlendiği bir dönemde yaşıyoruz. Küresel navigasyon hizmetleri, görüntülü haberleşme, mobil ortamda canlı görüntü içerikler almak hayatımızın sıradan kullanımları arasında. Ancak teknoloji kalanda ilerleme sınırlama tanımıyor. Hele bu ilerlemeyi ticari hizmetlerle de ilişkilendirme imkanı varsa kelimenin tam anlamıyla o zaman tadından yenmiyor. İşte yaklaşık bir yıldır gündeme gelmeye başlayan ‘mini uydu’ projeleri tam da bu tanımlamaya uyuyor. 

AĞIRLIĞI 5 KG 
Geçen şubat ayında ilk olarak uzayda yörüngeye yerleştirilen uydular bu alanda yepyeni bir sayfanın açılmasını sağladı. Her biri 30 cm uzunluğunda küçük bir kutu büyüklüğünde olan uydulardan tam 33 tanesi iki haftalık bir süre içerisinde dünya çevresindeki yerini aldı. Her biri yaklaşık 5 kilo ağırlığındaki uydular hem kullanış hem de sunduğu imkanlar bakımından büyük avantajlar sunuyor. Üretilmeleri hem ucuz hem de çabuk olan yeni uydular teknolojik olarak da oldukça ileri. Dünya üzerindeki herhangi bir insanın yüzünü (Eğer gökyüzüne bakıyorsa) net olarak algılayabilen mini uydular çok sayıda olduklar için geniş bir alanı da kesintisiz izleyebiliyor. Ucuz maliyet daha şimdiden küçük ölçekli şirketlerin yanı sıra proje üreten üniversiteleri de kendi uzay programlarını oluşturma konusunda harekete geçirdi. Yatırımcıların asıl hedefi ise sıradan tüketicileri de uydu sahibi yapmak.

GÜCÜNÜ LAPTOP PİLİNDE TUTUYOR
Mini uyduların da aynı büyük ölçekli uydular gibi en büyük sorunları enerji. Büyük uyduların aksine yakıt depolayacak alanları bulunmayan mini uydular enerjilerini küçük güneş panellerinden alıyor. Ayrıca panellerden elde edilen enerji, mini uyduların içerisinde bulunan ve aynı zamanda diz üstü bilgisayarda da kullanılan akülerinde depolanıyor. Bu akünün güç seviyesi uydunun hayatını beliriliyor.

YÖRÜNGE MALİYETİ TAM 100 BİN EURO
Uzaya uydu gönderilmesinde karşı karşıya kalınan en büyük sorun maliyet. Halen 1 kiloluk nesnenin uzaya taşınma maliyeti 20 bin Euro seviyesinde bulunuyor. Bu 5 kg ile en hafif uydunun bile yörüngeye taşınma maliyetini 100 bin Euro’ya çıkarıyor. Ancak bu maliyetin özel şirketlerin uzay yarışına girmesiyle kısa sürede düşeceği belirtiliyor.

Bunun yanında uydu teknolojisinin küçülmesiyle 5 kiloya kadar inen ağırlıklarla artık Worldview 3 gibi ilk nesil uyduların da devri kapanacak. Worldview 3’ün ağırlığı yaklaşık 3 ton...

UZAYDAN CANLI YAYIN
- Mini uyduları üretmek hem ucuz hem de hızlı olduğu için pazarlanmaları da kolay olacak.
- ABD’de küçük ve orta ölçekli şirketler mini uydu teknolojilerini iş modellerine dahil etmeye başladı bile.
- Yatırımcıların asıl amacı sıradan insanları da mini uydu sektörüne çekerek gelişimi hızlandırmak.
- Sistemin yaygınlaşmasıyla tarım, şehirleşme, ormancılık ve felaketlerle mücadele konusu kolaylaşacak.
- Ayrıca kişisel kullanıma yönelik olarak geliştirilecek yeni yazılımlar popülerliği daha da artıracak.
- Bunların arasında en ilgi çekici olacak hizmet ise uzaydan gerçek zamanlı olarak gelecek görüntü olacak.
- Sayılarının binlere ulaşması beklenen mini uydularla dünyanın her köşesi her an izlenir hale gelecek.
- İsteyen kendi uydusuyla isteyen kiralamak suretiyle istediği yeri uzaydan canlı izleyebilecek.

Uzaylıların sırrını çözmek - Discovery Channel Türkçe Belgesel [video]

Uzaylıların sırrını çözmek - Discovery Channel Türkçe Belgesel [video]

Uzaylılar hakkında somut deliller görmek mi istiyorsunuz? O halde izleyin!


Dünya geceleri uzaydan nasıl görünüyor? [video]

Dünya geceleri uzaydan nasıl görünüyor? [video]



Kısır erkeklerin derilerinden yapay sperm üretiyorlar.



İngiliz bilim insanları yaptıkları araştırma sonucunda, insan derisinde bulunan kök hücreler kullanılarak döllenmeyi sağlayan yumurta ve sperm üretmeyi başardı

İngiltere'de, Cambridge Üniversitesi'nden bilim insanları doku hücresinden yapay olarak yumurta ve sperm hücresi üretti. Üretilen hücrelerin yaşla birlikte üreme sistemiyle ilgili sorunlar ortaya çıkınca kullanılması hedefleniyor. Hücrelerin cinsiyet hücrelerine dönüştürülmesi bir hafta sürdü. Daha önce bu deney yapılmamıştı. Ancak bu ilk adımla hücrelerin cinsiyet hücresine dönüştürülme potansiyeli ortaya çıkmış oldu. Bu başarılı deneyin bir sonraki adımı ise sperm ve yumurta hücrelerini farelere enjekte etmek ve hücrelerin gelişip gelişmediğini gözlemlemek olacak. İngiliz kanunları ülkede, yapay hücrelerin kısır kişilere naklini yasaklıyor. Ancak kanun tekrar revize edilirse, çiftlerden alınan doku hücreleri, tüp bebek tedavisi kapsamında yumurta ve sperm hücrelerine dönüştürülecek. Bir kadının cildindeki hücreden ancak yumurta yapılabiliyor. Kadının hücreleri Y kromozomundan mahrum bulunuyor. Erkeklerin doku hücreleri ise teorik olarak, hem yumurtaya hem de sperme dönüştürülebiliyor. 

KÖK HÜCREDEN FARE YAVRULARI 


Cambridge Üniversitesi'ne bağlı Gurdon Enstitüsü'nde görev yapan ve bilim dünyasının uzun süreden beri beklediği araştırmayı yürüten Azim Surani, "Bizim bu hücrelerden üreme hücresi yapmamız imkânsız değil ancak onları kullanabilmemiz başka bir deney konusu" diye konuştu. 2012'de Japon bilim insanları farelerin kök hücrelerinden üreme hücreleri yapmış ancak aynı şeyi insan hücreleriyle yapmayı başaramamıştı. 2009'da ise Newcastle Üniversitesi araştırmacıları kök hücrelerden üreme hücreleri yaptığını iddia etmiş ancak yazdıkları makalenin sadece iddialar ve intihallerle dolu olduğu ve gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkmıştı. 2002'de ise ABD'li bilim insanları bir erkeğe ait kök hücreden erkek ve dişi fare yavruları üretmeyi başarmıştı. Sheffield Üniversitesi'nde görev yapan araştırmacı Allan Pacey ise Surani'nin ürettiği üreme hücrelerinin başka amaçlar için de kullanılabileceğini açıkladı. Pacey, kanser tedavisinde kullanılan ilaçların zararlı olup olmadığını ortaya çıkarmaya yönelik testlerde bu hücrelerin kullanılabileceğini söyledi 
26 Aralık 2014 Cuma

"Cüce gezegen Ceres'te hayat olabilir."

"Cüce gezegen Ceres'te hayat olabilir."



Cüce gezegen Ceres’te yaşamı destekleyen koşulların olabileceği belirtiliyor.

Bilim adamlarına göre yaklaşık 950 km genişliğinde olan cüce gezegen Ceres’te yaşamı destekleyecek koşulların olabilir.

Eski Mısır kitabelerinde dünya dışı hayat, gökten gelen ve tanrı zan edilen yüksek teknolojili adamlar ve UFO'ları

Antik uzaylılar, Antik Mısır, UFO'lar gerçek mi?, Geçmiş teknoloji devirleri, Süleyman aleyhisselam, Mısır, Ölüler kitabı, Sirius, Şi'ra yıldızı, UFO,


Eski Mısır kitabelerinde dünya dışı hayat, gökten gelen ve tanrı zan edilen yüksek teknolojili adamlar ve UFO'ları
AKHENATON ‘nun Bebekleri
Eski Mısır tarihiyle ilgili bütün kayıtlar bir zamanlar bu yörenin yoğun olarak "Dünya Dışı insanlar" tarafından ziyaret edilmiş olduğunu göstermektedir… Örneğin Eski Mısırlılar, kendi semalarında ortaya çıkan uzay gemilerini “Gökyüzünde seyreden güneşin kayıkları“ olarak isimlendirmişlerdir.

Konunun ilginç bir başka yanı da, yine eski kayıtlarda açıkça yazıldığına göre; Büyük Piramidin yapımı sırasında bu “Güneş Kayıkları”dan bir tanesi yapının içinde bir yere gömülmüştür.

AKHENATON

Marmaray'ın her şeyi sorunlu, vurgunun ve israfın haddi hesabı yok: 450 milyon Euroluk trenler çürüyor.

Marmaray, Üçüncü havalimanı, Arif Ahmet Denizolgun, Yüksek Hızlı Tren (YHT), Demiryolu projeleri, Mehmet Fahri Sertkaya,



Marmaray için alınan ve her biri tahmini 12 milyon euroya mal olan 38 trenin çürümeye terk edildiği ortaya çıktı.


Marmaray'ın tuşuna aslında 1998 yılında, Arif Ahmet Denizolgun'un Ulaştırma Bakanı olduğu zamanda basıldı. Japonya'dan inanılmaz düşük faizli kredi bile bulundu. Kendisi de mimar olan ve konunun uzmanı olan Denizolgun'un kontrolünde çok gerçekçi, çok sağlıklı ve mümkün olduğunca ekonomik olan olarak hazırlanan proje her şeyi ile uygulanma aşamasına kadar geldi ama daha ileri gidilmesine izin verilmedi. Eski Bakan Denizolgun, 1998 yılında Aksiyon Dergisi ile yaptığı bir mülakatta "Lobi izin vermeyecek ama bizden sonraki hükümetler de bu projeyi gerçekleştirmek zorunda kalacaklar" dedi. 

Yıllar geçti, bu proje gerçekleştirildi. Ne Denizolgun'un ne de projede emeği olan onlarca insanın isimleri bile anılmadı. AKP tarafından tamamen sahiplenilen bu proje, memlekete hizmet olsun diye değil, iç siyaset malzemesi olsun diye, seçim yatırımı olsun diye, bazı siyasi liderlerin övünç mevzusu olsun diye, vurgun vurmanın bir aracı olsun diye gerçekleştirildi.

Aslında tam anlamı ile gerçekleştirildiği de söylenemez. On Marmaray yapılacak para harcandı ama sağlıklı işleyen bir tek Marmaray bile yapılamadı, tamamlanamadı. An itibari ile, Marmaray'ın yapımını üstlenen firma, diğer aşamalar tamamlanmadığı halde, işten elini çekmiş durumda. Aldığı paranın, hakkı olandan çok az olduğunu iddia ediyor. Ve inanılmaz bir rahatlık içerisinde hareket ediyor. Sanki elinde, T.C. devletini temsil eden yetkilileri sus pus edecek bir şeyler varmış gibi...

Bu projede yıllarca çalışan mühendisler bile, projenin en baştan türlü kusurlarla ve eksiklerle uygulanmaya çalışıldığını, açıldığı tarih itibari ile açılıp kullanılmaya müsait olmadığını söylediler ama yandaş basının şova dönüştürdüğü haberlerinin arasında bunlar doğru düzgün yer bulamadı. Sürekli takipçilerimiz, diğer yayınlarımızdan da hatırlayacaklar, sadece Marmaray değil, Yüksek Hızlı Tren projesi de, çok övünülen otoban yollar projeleri de, asrın projesi olarak şova dönüştürülen Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu projesi de hatta üçüncü havalimanı projesi de sekteye uğradı. Her birinin ayrı ayrı ve tamamlanmaya mani olan sıkıntıları var. Daha derinden bakılınca da her birinin ayrı ayrı vurgun, yolsuzluk, usulsüzlük, kendi adamını kayırma, partisine gelir sağlama, şova dönüştürme ve milli serveti heba etme gibi sıkıntıları var. Bütün bunları, yayınlarımızı bir bütün olarak incelediğinizde görebilirsiniz. İyi ki diyoruz, şu Kanalİstanbul adı verilen ve İstanbul'u adeta katledecek olan ve yüz milyarlarca dolar vurguna-yolsuzluğa araç olacak olan projeye başlanamadan, bu diğer projeler takıldı ve gerçekleri meydana çıktı-çıkıyor. 



#mfs kişisel hesapları: twitter | facebook | google+ | web

***

Marmaray için alınan ve her biri tahmini 12 milyon euroya mal olan 38 trenin çürümeye terk edildiği ortaya çıktı. Servet değerindeki trenlerin dönüş yapabilecekleri altyapı olmadığı için atıl durumda bekletildiği belirlendi.
10 vagondan oluşan trenlerin ana istasyonlar olan Ayrılıkçeşme ve Kazlıçeşme’de dönüş yapabilecekleri altyapı olmadığı için atıl durumda bekletildiği belirlendi.
2004 yılında yapımına başlanan Halkalı ve Gebze arasında uzanan 76 kilometrelik Marmaray projesinin sadece 13 kilometrelik kısmı kullanıma açıldı. Hizmete girdiği günden beri altyapı eksikliğiyle tartışmalara yol açan asrın projesiyle ilgili yeni bir skandal ortaya çıktı.
Bugün gazetesinden Cihan Acar'ın haberine göre; Güney Kore'den ithal edilen 440 vagon 2012 yılında Türkiye'ye getirildi. 5'li ve 10'lu vagonlar olmak üzere getirilen trenlerden 12 adet 5 vagonlu tren 29 Ekim 2013 tarihinde hizmete girdi. Fakat geriye kalan 38 adet 10'lu vagon henüz uygun bir tren ray sistemi olmadığı için 3 yıldır kullanılamadı.

BOYLARI UZUN GELDİ

Boyları 244 metre olan 10'lu vagonlar Marmaray hat üzerinde dönüş manevra alanı olmadığı için şu anda Haydarpaşa Garı’nda atıl bir şekilde bekletiliyor. Tanesi 12 milyon euro olduğu tahmin edilen bu 10'lu vagonların 3 yıldır çürümeye terk edildiğine dikkat çeken Birleşik Taşımacılar Sendikası Genel Sekreteri Hasan Bektaş şu çarpıcı açıklamalarda bulundu: "İçinde çok hassas elektronik cihazlar olan bu trenler 3 yıldır burada. Kar, yağmur yağıyor ve zarar görüyor sonuç olarak. Projede belirlendiği gibi trenler çalışmıyor.

SİSTEMLER KONTOL EDİLMEDİ
Bu onlu setler dediğimiz trenler şu anda Ayrılıkçeşme Kazlıçeşme arasında kullanılabilecek durumda değil. Boyları uzun olduğu için Ayrılıkçeşme’ye gittiğinde oradan geri dönüş için manevra yapacak alan yok. Aynı durum Kazlıçeşme için de geçerli. Bunlar burada bekletiliyorlar. Bundan da önemlisi tren içi ekipmanları tam olarak bitmedi. Bir buçuk aydan beri bu trenler için geceleri deneme sürüşleri yapılmaya başlandı. Ama henüz olumlu sonuç alınamadı" 
Marmaray'ın kullanılamayan trenlerinin Güney Kore'den geldiğinden beri hiç bir teste tabi tutulmadığına dikkat çeken Bektaş, tren işletmeciliği yapmayan bir kurumun bu trenleri satın aldığını belirtti.

BİRÇOK EKSİKLİK VAR
Bu sebeple trenlerin kontrolü yapılsa dahi sisteme tam uyum sağlayamayacağını belirten Bektaş şöyle devam etti:
"Dolayısıyla bu trenlerin hepsi sistemden geçse bile bazı sistemler yine bu trenlere uymayacak. Bu trenlerin üzerindeki sistemlerin burada takılması gerekiyor. Daha önce de Güney Kore'de denenmediği için önce Türkiye'de deneniyor. Hala birçok eksiklik var.”
KADERİNE TERK EDİLDİLER
Marmaray'da kullanılmak üzere getirilen trenlerin üç yıl önce Türkiye'ye getirildiği bilgisini veren Bektaş, "Kullanılmayan 10'lu vagonlar yaklaşık iki yıl Edirne ve İzmit'te bekletildi. Daha sonra ise bir kısmı Haydarpaşa garına getirilerek bekletilmeye alındı. Şuanda Marmaray hattında 12 adet 5'li vagon kullanıma alındı. Fakat geriye kalanları bu şekilde bekletiliyor. Milli servet olan bu trenler bu şekilde beklediği yerde çürüyor. Trenlerin içindeki bulunan değerli sinyalizasyon ve sistem ekipmanları zamanla zarar görüyor. Düşünün bir sıfır araba evinizin önünde durdukça çürüyor” şeklinde konuştu.

PAMUKOVA KAZASINDAN ÖNCE ÇOK UYARDIK

2004 yılında yaşanan Pamukova faciasını hatırlatan Bektaş şunları anlattı: "O zaman da biz defalarca böyle bir projenin olmaması gerektiğini söyledik. Daha sonra 41 vatandaşımızın canına mal oldu. Birilerine siyasi şov yapacağım diye bu ülkenin kaynakları bu ülkenin insanları böyle heba edilmemesi lazım."

ÜLKEYE EN BÜYÜK İHANETTİR

Henüz bitmemiş bir projenin kullanıma açılmasının hata olduğunu söyleyen 35 yıllık makinist Bektaş, "Türkiye şartlarına uymayan bir tren sistemi gidip Güney Kore'den alındı. Bu bana göre bu ülke için yapılmış en büyük ihanettir. Trenimiz var ama onu yürütecek yolumuz yok. Burada parça parça iş yapılıyor. Marmaray şu anda açıldı çalışıyor ama her gün test yapılıyor. Daha bitmemiş bir sürü sistem eksikliği var. Bir iki yıl daha beklenseydi tam bittikten sonra açılsaydı çok daha iyi olurdu" dedi.
25 Aralık 2014 Perşembe

1,2 milyon yıl önce yapılmış taş keski, Anadolu'da bulundu.

Geçmiş teknoloji devirleri, Adem aleyhisselamdan öncesi, İnsanlık tarihi ne kadar, Dünyanın gerçek tarihi, Arkeoloji, Antik uzaylılar,


Türkiye’de bugüne kadar yapılan kazılarda bulunan en eski el aleti olan 1,2 milyon yaşındaki taş keski arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkarıldı.


Kazıları gerçekleştiren bilim adamlarının hazırladığı rapor Quaternary Science Reviews dergisinde ve Londra Üniversitesi Royal Holloway Koleji’nin internet sitesinde yayımlandı.

Kuvarsitten yapılmış olan ve 1,17 ila 1,24 milyon yaşında olduğu tahmin edilen taş keski, Gediz Nehri civarında kazı yapan arkeologlar tarafından tesadüfen bulundu.

Uzmanlar söz konusu taş keskinin bulunduğu bölgede imal edildiği yönündeki yaklaşımın kabul edilmesi halinde ise Asya’dan Avrupa’ya geçişin 70 bin yıl değil, çok çok daha önce tamamlandığını ileri süren teorinin daha da geçerli hale gelebileceğini söylüyor.
24 Aralık 2014 Çarşamba

Belgesel video: Malezya uçağı gerçekten kayıp mı oldu yoksa Amerika mı vurdu? Şüpheler Pasifik Okyanusu’ndaki ABD üssü üzerinde...

Malezya uçağı gerçekten kayıp mı oldu yoksa Amerika mı vurdu? Şüpheler Pasifik Okyanusu’ndaki ABD üssü üzerinde...


Nihayet birileri açıkça gerçekleri ifade etmeye başladı. Böyle bir uçağın hiçbir iz bırakmadan kaybolması ve bu kadar kapsamlı arama çalışmalarına ve geçen bunca süreye rağmen bulunamaması imkansız. ABD, nüfuzu altındaki Ukrayna’da da yine Malezya Havayollarına ait bir uçağı vurdurdu. Ve bu, havacılık sektöründe çok büyük gelişmeler sergileyen Malezya’ya çok büyük bir darbe oldu. Malezya Havayolları bu taktikler ile adeta iflasa sürüklendi... 



***



Fransız yazar ve yerli Proteus Airlines Havayolları şirketi’nin eski yöneticisi Marc Dugain, İngiliz The Independent gazetesinde yayımlanan yazıda Kuala-Lumpur’dan Pekin’e uçan ve 239 kişiyle birlikte kayıplara karışan Malezya Havayolları’na ait uçağın Pasifik Okyanusu’ndaki ABD üssü tarafından vurulmuş olduğu iddiasında bulundu. 


Günümüz teknolojisiyle 63 metre uzunluğunda sinyal vericileriyle donatılmış bir nesnenin kaybolmasını imkansız olarak kabul eden havayolu uzmanı Dougain bunun sadece kasıtlı yapılırsa mümkün olabileceğini yazıyor. Ancak Dugain her ne kadar söylediklerini doğru kabul etse bile Amerikalıların bilerekten sivil uçağı düşürmeyeceklerini, muhtemelen uçağın teröristler tarafından kaçırıldığını ve ikinci bir 11 Eylül saldırısını önlemek amacıyla düşürüldüğü iddiasında bulunuyor.


Fransız yazarın iddiası dünyada kayıp yolcu uçağı konusunun yine gündeme gelip tartışılmasına neden oldu. Acaba, Türkiye’nin konuyla ilgili tutumu nedir?


Bilkent Üniversitesi'nden askeri uzman Güneydoğu Gazisi Koray Gürbüz, Sputnik Haber Ajansı ve Radyosu’na verdiği demeçte konuyla ilgili görüşünü anlattı:
22 Aralık 2014 Pazartesi

Bizimle oyun oynuyorlar: Yaptığımız yatırımlar elimizde patlayacak. Uçaklarla sivil yolcu taşımacılığı ortadan kalkacak. [video]

Havacılık, Sivil Uçaklar, Sivil Havacılık, Boeing, SpaceX, Elon Musk, ABD, Türk Hava Yolları, Türkiye, Mehmet Fahri Sertkaya,



İŞTE BURAYA ÇOK DİKKAT EDİN!



Havayolu taşımacılığında gelişmemize izin vermeyenler, daha 1930'larda kendi uçaklarını üretebilen Türkiye'nin önüne aşılmaz engeller çıkartanlar, şimdi havacılık alanında ciddi başarılar elde etmemize ve yatırımlar yapmamıza izin veriyorlar ve hatta destekliyorlar. Çünkü kendileri, hava taşımacılığının en çok 10-15 sene içinde, yeni geliştirilecek taşımacılık sistemleri karşısında, asla rekabet edemeyecek derecede çok maliyetli, çok yavaş ve gereksiz kalacağına inanıyorlar. 

Bizim ve benzeri bir kaç devletin sivil havacılık alanındaki yatırımları, çoktan batmış ama bunu ilan etmemiş Boeng'i ve Boeing'e yan sanayi hizmeti veren fabrikaları bir süre daha ayakta tutuyor ve kurtarıcı projelere yönelmeleri için vakit kazandırıyor. Milyarlarca dolar tutan ve ödemesini yapıp da teslim tarihinin üzerine 7 sene geçtiği halde bir teki bile Boeing'ten teslim alınamayan uçaklarımızı sorun etmiyoruz ve Boeing bu sürede asıl alanı dışındaki stratejik projelere yöneliyor. İflastan kurtulmaya çalışıyor ve sektör de değiştiriyor. Öyle görünüyor ki şu anda şova ve iç siyaset malzemesine dönüştürülerek yapılmaya çalışılan sivil hava taşımacılığı yatırımları hep elimizde patlayacak. Çünkü sadece on sene sonra yolcular ve kargolar hem de ses hızı ile ve çok çok düşük maliyetler ile tüplerin içinde taşınacak. Daha enteresan olanı ise havacılık ile alakası olmayan bu tekniği Boeing firması, Tesla ve SpaceX firmaları ile beraber uygulamaya sokacak. 

Hyperloop Ulaştırma Teknolojileri isimli şirket bünyesinde, Boeign, Tesla, SpaceX firmalarından yüzlerce bilim adamının ortak çalışmaları ile geliştirilen teknoloji, pnömatik tüplerin kullanımına dayanıyor. Düşük basınç boruları, türbülansı en aza indirecek ve hızı artıracak. Boru içinden geçen hava yastıklı hafif alüminyum kapsülü, saatte 1,220 km hıza ulaşacak. Böylece Los-Angeles’ten San-Francisco’ya yarım saatte gitmek mümkün olacak. Halihazırda arabayla bu mesafe ancak altı saatte kat edilebiliyor. İlk aşamada ABD eyaletleri arasında bu sistemle bir ağ oluşturulacak.

SpaceX firmasının sahibi milyarder mucit Elon Musk, yeni projesinin seyahatte devrimin habercisi olduğunu iddia ediyor. Maliyeti 7 milyardan 19 milyar dolara kadar bir aralıkta tahmin ediyor. Hyperloop Proje Başkanı Dirk Alborn ise, The Huffington Post gazetesine verdiği demecinde, rakamların önümüzdeki 10 yıl içinde yaşanacak öngörülemeyen ekonomik duruma ve sarf malzemelerinin fiyatlarına bağlı olduğunu söylüyor.


Milli Savunma Bakanlığı Eski Genel Sekreteri Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım'ın iddialarına göre Türkiye 7 milyar dolardan daha fazla parayı Boeing'ten alacağı AWACS erken uyarı uçakları için ödedi. Yedi seneden fazla bir süre gecikme yaşanmasına rağmen uçaklar teslim edilemedi, herhangi bir yaptırım da yapılmadı. Yani aslında batmış-bitmiş-iflas etmiş olduğu halde dünya kamuoyundan bu durum gizlenmeye çalışılan bir ABD ve Boeing var. Ve ABD'den çok daha önce bu alternatif taşımacılık yatırımlarını Türkiye yapabilirdi. Hem kısa sürede çok büyük bir üstünlük elde eder hem de yıllar geçtikçe çok ciddi oranda tasarruf ederdi. Trafik sorunundan, pahalı benzin sorunundan, bu güne kadar doğru düzgün bir otomobil üretememiş olmanın verdiği sıkıntılardan, otoyolların yüksek maliyetler ile yapılması ve tamir edilmesi sonunundan bir anda kurtulabilirdi. Ama gördüğünüz gibi hala devasa miktarlarda yatırım sivil ve askeri hava taşımacılığına, fahiş fiyatlarla, uçması için değil satılması için yapılan Boeing uçaklarına yapılıyor. Bari buna rağmen uçaklar alınabilse, ama teslim de alınamıyor. 


Tarihin böyle kritik bir kırılma noktasında Türkiye, yeni havalimanları yapmak için, yeni sivil taşımacılık uçakları için korkunç paralar harcıyor. Bunları büyük bir açılım ve yatırım olarak gösteriyor. Yetmiyor her bir sıkıntısını çözmüş ve varlığını devam ettirebilmek için bütün stratejik planlarını yapıp adımlarını doğru atmış gibi Kanalistanbul gibi çılgın işlere kalkışıyor. Zaten ABD'nin bir projesi olduğu en nihayet AKP'liler tarafından bile itiraf edilmek zorunda kalınan bu parti, ABD, Batı ve İsrail menfaatleri için ülkemize telafisi çok çok zor zararlar veriyor. On ya da en geç on beş seneye kadar dünyanın dört bir tarafını birbirine Çin'in kıtalar arası ve okyanusların da altından geçen hızlı trenleri bağlayacak. Ve o trenler AKP'nin çakma hızlı treni gibi yolun büyük kısmını 50-70 km hızla kat etmeyecek. Kıtalar arası demiryolları yüzünden uçaklar tercih edilmeyecek. Çin çoktan başladığı bu projeye kendi imkanlarından ve nakit olarak yüzlerce milyar doları bağlamış durumda. Bu proje, zamanında Sultan ikinci Abdülhamid Han'ın her şeyin önüne koyduğu ve her şeye rağmen yapılmasını sağladığı Hicaz demiryolu projesi misali önemli Çinliler için... Şimdi doğru yönetilmeyen ülkeler yarın varlıklarını koruyamayacaklar. Haritadan silinecekler. Şurası şüphesiz ki önümüzdeki on seneden itibaren, dünya hızla tek bir devlet olma yolunda değişimlere uğrayacak. Asıl mesele ise dünyayı tek merkezden kontrol edecek bu gücün kim olacağı..



#mfs kişisel hesapları: twitter | facebook | google+ | web

***

Neler döndüğünü daha iyi anlamak için aşağıdaki videoları da incelemelisiniz. 

1- Havadaki tehlike: Boeing uçması için değil, satmak için ve iflastan kurtulmak için uçak üretiyor. Boeing'in uçak mühendisleri bile bu uçaklara binmiyor.


 


2- Milli Savunma Bakanlığı Eski Genel Sekreteri Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım halktan gizlenen sarsıcı gerçekleri anlatıyor.





3- Arama motorunda Çin'in kıtalar arası ve okyanusların altından da geçecek demiryolu projesini aratın.

4- Arama motorunda, "Üçüncü havalimanı vurgunu" kelimelerini aratın. 

5- Çoktan dünyanın çeşitli ülkeleri tarafından uygulamaya konulan manyetik raylı trenler hakkında hazırlanmış belgeselleri inceleyin.

6- AKP'nin yaptığı ve çok övündüğü otoyolları da 3 senede eskiyen ve yenilenmesi yenisinin yapılmasından 3-4 kat daha maliyetli olan asfalt ile yaptığını, bu projelerin de hem iç siyaset malzemesi hem de yurt içi-yurt dışı çok aktörü olan bir vurgun projesi olduğunu, arama motorlarında aratarak bile görebilirsiniz.
20 Aralık 2014 Cumartesi

Bu işte tuhaflıklar var: NASA asla yaşam olamayacağını iddia ettiği Venüs'te insanlar için yerleşim kuracak.

Bu işte tuhaflıklar var: NASA asla yaşam olamayacağını iddia ettiği Venüs'te insanlar için yerleşim kuracak.




Venüs, dünyaya en yakın gezegen... "Dünyanın ikiz kız kardeşi" olarak anılmış hep... İlk defa Venera adını verdikleri uzay araçlarını Venüs'e gönderen Sovyet Rusyası oldu. Ama elde ettikleri bilgileri dünya kamuoyu ile yeterince paylaşmadılar. 

Bundan çok daha sonra NASA da gönderdiği uzay aracı ile Venüs'ü keşfe başladı. O gün bu gün de Venüs'ü inceliyor. Bu güne kadar pek çok saygın bilim adamı, özellikle de Sovyetler parçalandıktan sonra daha özgür bir ortama kavuşan Rus gök bilimciler, Venüs'te hayat olduğunu iddia etmelerine rağmen, NASA, Venüs'teki aşırı sıcaklıkta ve aşırı basınçta asla hayat olamayacağını-barınamayacağını iddia etti. 

Şimdi ortaya çıkan yeni projesinde, Venüs'te insanlar için yerleşim alanı kuracakmış, bu yerleşim zeplinlerle ısının 70 küsur derecelerde olduğu yükseklikte olacakmış. Buna çocuk bile inanmaz. 440 küsur günde Venüs'e gidilecek, Venüs dünyanın basıncından kat be kat yüksek bir basınca sahip olacak, yüzlerce derece sıcaklıkta olacak, yüzeye inen araştırma sondası bile çok kısa sürede basınçtan iki büklüm olacak ve sıcaktan yanacak ama böyle bir gezegene hem de havada, hem de insanlar için yerleşim alanı kurulacak... Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki, Rus bilim adamlarının onlarca yıldır iddia ettiği ve pek çok ABD'li eski yetkilinin desteklediği iddialar gerçek. Öyle anlaşılıyor ki, kainatın-evrenin en istisna güneş sistemlerinden biri olduğu da meydana çıkan güneş sistemimizde, sadece dünyamızda değil, Mars'ta, Venüs'te, Jüpiter ve Satürn'ün okyanuslarla dolu uydularında, cüce gezegen Ceres'te hayat var. Şimdi insan soruyor kendi kendine, acaba gerçekten Jüpiter ve özellikle Satürn bir gaz devi mi? Yoksa Venüs'te olduğu gibi o gezegenler hakkında da NASA'nın maksatlı-aldatıcı bilgileri ile oyalanıp duruyor muyuz?

NASA, dünyanın dışında on binlerce gezegende de hayat olduğunu gizlemek için bu kadar inanılmaz emek harcadı ve riske girdi, ne için? "Dünya insanlığı bu gerçek ile yüzleşmeye hazır değil." diyenlere gülüp geçin siz... Onlar da NASA ile aynı dünya görüşüne sahip kişiler. NASA, uzayda hayat olduğunu gizlemek için harcadığı emeğin ve paranın binde biri ile, onlarca yıldır dünya insanlarını bu gerçeğe hazırlardı. Asıl mesele, dünyanın siyasi,dini, ekonomik, askeri güç yapısını bir anda tersine çevirebilecek bir gerçek...  NASA, dünya dışı varlıkların da insan olduklarını, onların da İslam'a tabi olduklarını, bu yetmezmiş gibi korkunç bir teknolojik üstünlüğe sahip olduklarını yeterince gizlemeye çalıştı. Daha fazla gizleyemeyeceğinin farkında ve bu güne kadar söylediği yalanları yavaş yavaş, tepki çekmeden düzeltmek zorunda... 


#mfs kişisel hesapları: twitter | facebook | google+ | web


Söz konusu haber şu şekilde: 


ABD orası için gizli gizli plan yapıyor!

Mars’ta hayat izi araştıran NASA’nın Venüs’te bir insan kolonisi kurma planlarını hazırladığı ortaya çıktı.

NASA’nın Virginia’daki merkezinde sistem analisti olarak çalışan Chris Jones, katıldığı bir kongrede, insan kolonisinin “Venüs’ün kavurucu sıcaklıktaki yüzeyinde değil, insanların yaşamasına daha  uygun olan bulutlarında havada inşa edileceğini” söyledi.

ZEPLİN BENZERİ ARAÇLARLA TAŞINACAK

Yüksek irtifa Venüs Operasyon Konsepti (HAVOC) adı verilen plana göre insanlar, Venüs atmosferindeki bulutların üzerinde zeplinlere benzeyen havalı araçlara bağlı kapsüllerde yaşayacak.

MARS’TAN DAHA YAKIN

Güneşe yakınlığı ve çok sayıda yanardağın sürekli aktif olmasından ötürü Venüs’ün yüzey sıcaklığı ortalama 425 dereceyken 48 bin metre irtifada sıcaklık yaklaşık 71 dereceye düşüyor. NASA yine de bu sıcak gezegende sürprizle karşılaşmamak için önce bir insansız hava aracı gönderecek. NASA, HAVOC misyonu için tarih vermedi.

YOLCULUK 440 GÜN SÜRECEK

Ancak Venüs Dünya’ya daha yakın olduğu için Mars’tan önce bir insanlı yolculuğun bu gezegene yapılabileceği belirtiliyor. Mars yolculuğu 500 gün, Venüs yolculuğu ise tahminen 440 gün sürecek.