Top Social

10 Nisan 2014 Perşembe

Uzayda başka insan türleri olduğuna işaret eden ayetler ve hadisler | 18 bin alemin son kutsal kitabı; Kur'an-ı Kerim...


NASA ya da herhangi bir başka uzay ajansı, uzayda kaç gezegen olduğu hakkında kesin bir bilgi veremiyor. Hatta uzayda kaç gök ada olduğu hususunda bile kesin bir sayı verilemiyor. Birkaç sene öncesine kadar 200 ile 400 milyar arasında gök ada (galaksi) olduğu tahmin edilirken, birkaç ay evvel haberlere konu olan açıklamalara göre, bu tahmini 1 trilyona yakın bir rakama yükseltmişler. 

Sadece, dünyamızın da içinde bulunduğu Samanyolu gök adasına komşu olan Andromeda gök adasında, 1 trilyondan fazla yıldız/güneş olduğu tahmin ediliyor. Ona nispetle de gezegen... Akıl almaz büyüklükteki uzayda, akıl almaz sayıda gezegen bulunduğu muhakkak. Sadece bizim gök adamızda, şu ana kadar tespit edilebilen dünya benzeri gezegen sayısı 8 milyar 800 milyon civarında... Bunca gezegenlerde acaba bizim dünyamız gibi başka hayat sahipleri, başka insan türleri olabilir mi? Bizim dünyamızda oldukça sulandırılan ve seviyesizce dillere düşürülen bu konuda bilim her geçen gün, araştırmaların neticesinde, çok ciddi bilgiler elde ederken İslami kaynaklar, başta Kur'an ve Hadis-i Şerifler ve sonra İslam alimlerinin bunlar hakkındaki yorumları neler söylüyor? 

Ülkemizde bu konuda, İslam dininin uzayda hayat olup olmadığı hakkında ne söylediği hususunda, ciddi bir bilgi eksikliği olduğu muhakkak. Biz de bu yazıda 'uzayda hayat var mı?' sorusunun cevabına bu açıdan bakalım istedik...

İşte uzayda (melekler ve cinler haricinde de) hayat sahibi, akıl sahibi, dinden mükellef başka insan türleri olduğuna işaret eden ayet ve hadisler;


"Gökleri, yeryüzünü ve bunlar içinde üretip yaydığı canlıları yaratması da Onun (varlığının ve yüceliğinin) delillerindendir. O, dilediği zaman bunların hepsini bir araya toplamaya da güç yetirir. Şûra, 42/29

 "İnsanlar Ay'a gitmek yerine Merih'e (Mars'a) gidebilselerdi oradaki mümin kardeşleri ile tanışacaklardı" (Süleyman Hilmi Tunahan kuddise sirruh)

 “Gün gelecek sûra üflenecek, Allah’ ın dilediği dışında, göklerde ve yerde olan herkes müthiş bir korkuya kapılacak. Hepsi boynu bükük vaziyette O’nun huzuruna varacaklar.” Neml, 27/87

 “Sûra üflenir; Allah’ ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde kim varsa çarpılıp cansız yere düşer. Sonra ona bir daha üflenir: Bir de bakarsın bütün insanlar, kabirlerinden ayağa kalkmış, etrafa bakınıp duruyorlar” Zümer, 39/68

 “De ki: “Hamd O Allah' a olsun ki size er-geç alâmetlerini gösterecek siz de onları tanıyacaksınız. Senin Rabbin, sizin yaptıklarınızdan habersiz değildir” Neml, 27/93

mealindeki ayetin açıklaması;

Kafirler birinci kat semayı keşfettikleri zaman, orada Vahy'in indiği yeri ve ayet-i kerimelerde haber verilen bazı emareleri görürler. Dünyaya gelip gördükleri o hakikatleri bütün insanlara haber verdiklerinde herkes "La ilahe illallah" diyerek imana gelir. Lakin hiç birinin imanı kabul olmaz. Çünkü imanın şartı gayba iman etmektir. (gayb, gözle görülemeyen, akılla anlaşılamayan, duyu organları ile hissedilemeyen şeylerdir.)

Bu dünyaya en uzak yıldız ne kadar mesafede ise, oradan birinci kat semaya da o kadar mesafe vardır. Fenciler henüz birinci kat semayı keşfedemediler. Ne zaman bu Türkiye'nin büyüklüğü kadar ayna yaparlarsa, belki o zaman birinci kat semayı öğrenebilirler. Batıl bir görüş olan "sonsuz uzay boşluğu" iddialarının ne kadar yanlış olduğunu gözleri ile görürler. (Süleyman Hilmi Tunahan kuddise sirruhu)

Mucahid’e göre, “size er-geç alâmetlerini gösterecek siz de onları tanıyacaksınız” mealindeki ayetin ifadesi dünyaya bakar. Yani, asırlar boyunca hem göklerde hem de yerde bütün kâinat çapında; Kur’an’da bildirdiği hakikatlerin doğruluğunu gösteren, ona şahit olacak belgeler gösterecek ve siz de o doğruluk belgelerini anlayıp tanıyacaksınız (krş. Maverdî, ilgili ayetin tefsiri). 

 "Evet, Biz ileride onlara delillerimizi gerek dış dünyada, gerek kendi öz varlıklarında göstereceğiz; öyle ki Kur’ân’ın, tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğu onlar tarafından da iyice anlaşılacak. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?” Fussilet, 41/53

 " Allah bu şekilde onları yedi gök olmak üzere iki gün (merhale) de vücuda getirdi ve her gökte ona âit emri ( kanun ve görevi) bildirdi.." Fussilet 41/42

 " Göklerde ve yeryüzünde nice deliller vardır ki onlar bu delillere aldırış etmeden üstlerinden basıp geçerler" Yusuf 12/105

 " Göklerde ve yeryüzünde kimler varsa hepsi Ona aittir. Onun yanında bulunanlar ise Ona ibâdetten büyüklük taslayıp geri durmazlar ve yorulmazlar da. Enbiyâ, 21/19

 " Göklerde ve yerde hamd Onadır. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine ulaştığınızda Allah'ı tesbih edin". Rûm, 30/18.

 " Göklerde ve yeryüzünde kimler varsa hepsi Ondan ister. O (Allah) her gün (her an) bir yaratma işindedir" Rahman, 55/29

 " Göklerde ve yeryüzünde olan canlılar ve melekler, onlar hepsi de büyüklük göstermeden Allah'a secde ederler" Nahl Suresi, 16/49

 " Allah yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratmış olandır. Onun emri bütün bunlar arasında durmadan iner durur. Allah'ın bunları yaratıp emirler indirmesi Onun gerçekten her şeye gücü yettiğini ve bilgisiyle her şeyi kuşatmış olduğunu, bilmeniz içindir" Talak, 65/12

 " Göklerin efendisi, içinde arş olan göktür. Yerlerin efendisi de bizim üzerinde bulunduğumuz yeryüzüdür" ibn-i Abbas, Suyûtî, el-Dürr, VI/239.

 " .. Allah, Allah'ın melekleri, gökler halkı ve yerler halkı, hatta yuvasındaki karınca ve sudaki balıklar insanlığa hayrı öğreten (âlim)'e düa ederler". Tirmizî, İlim, 19

 " Eğer Allah, gökler halkına ve yer halkına azap ederse haksız olarak azab etmez. Eğer onlara Allah merhametli davranırsa Onun bu rahmeti kendilerinin ibâdet ve iyi işlerinden daha üstün olur" İbn Mâce, Mukaddime, 10; Ahmed, Müsned, V/182; İbn Hıbban, Sahîh, N/55, No. 725.

Sırf itaat içinde olan meleklerin cezayı gerektirecek bir davranışları bulunmaz. Bu yönden "gök ehli" ifadesi burada onların dışındaki canlılara yorumlanabilir. Peygamber (a.s) bir konuşmasında da göktekiler için "abd: kul" tâbirini kullanır. O; Allah'a bir övgü ve Peygamber'e gönderilen bir selâmın; "gökteki veya gökle yer arasındaki her kula erişeceği"ni söyler.[Buhârî, Ezan, 150; San'anî, U/199.]

 "Eğer gök halkı ve yeryüzü halkı bir mü'min kişinin kanına ortak olsalar Allah onların hepsini cehenneme atıp kapatır" Tırmizî, Dıyât, 8; Bağâvî, 11/508, No. 2601

 "Hem Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'a secde eder, gerek Dâbbe (debelenen, ayakları üzerinde yerde yürüyen) kısmından olsun ve gerek Melâike(melekler), ve bunlar kibirlenmezler" Nahl Suresi, ayet 49

[Bu ayeti kerime, daha bir çok ayeti kerimeler gibi, gökte/semada/uzayda bir takım alemlerin/dünyaların olduğunu, bu alemlerde de meleklerin ve cinlerin dışında, insan cinsinden, ayakları ile arz üzerinde yürüyen canlıların olduğunu haber veriyor.]

 "O Göklerin ve Yerin yaradılışı ve onlarda ürettiği her dabbenin(ayakları üzerinde yürüyen, melek ve cin harici varlıkların/insanların) üretilişi de onun âyâtındandır/ayetlerindendir ve o dileyeceği zaman onları(bütün alemlerdeki insanları bir araya) toplamağa da kadirdir." Şura Suresi, 29. ayet-i kerime

Kur'an'da DABBE

 "Allah her dabbeyi/hayvanı/cismani hayat sahibini bir sudan yarattı. Öyle iken kimi karnı üzerinde yürür, kimi iki ayak üstünde yürür, kimi de dört ayak üstünde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Şüphesiz ki Allah, her şeye gücü yetendir." Nur Suresi, ayet 45

 "Furkan'ı (Kur'an-ı Kerim'i) alemlere(üzerinde hayat ve dinden mükellef insanlar bulunan bütün gezegenlere) bir uyarıcı olsun diye, kuluna (Hz. Muhammed Mustafa s.a.v'e) indiren (Allah) ne yücedir!" Furkan Suresi, ayet 1

 "İşte o peygamberler, Allah'ın kendilerini doğru yola eriştirdiği kimselerdir. Sen de onların gittiği yoldan yürü! De ki: «Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O Kur'an sadece alemleri (üzerinde hayat bulunan ve iman-küfür, itaat-isyan arasında tercih hakkı verilmiş insanlar bulunan, dünyamız benzeri diğer gezegenleri) irşad için ilahi bir hatıradır.» En'am suresi, ayet 90


ilk yorumu sen yap