Top Social

Featured Posts Slider

.

Image Slider

29 Eylül 2015 Salı

NASA bu gerçeği daha fazla gizleyemeyecek; Uzaylılar çoğunlukla gayet medeni, iyi niyetli ve Müslüman insanlar.

HAARP, Mars One, Mars'lılar müslüman mı, Mehmet Fahri Sertkaya, Müslüman uzaylılar, NASA, NASA neden gizliyor, Siyonistler, UFO, Uzaylılar, Videolar,

"Bizim yardımımız olmadan kimse Mars'a gidemez." dedi NASA...

NASA'yı son birkaç yıldır büyük sıkıntılara soktular, düzenini bozdular. Dünya insanlığını mışıl mışıl uyutuyordu ama bazı devletlerin uzay araştırmalarında insanlığı şeffafça bilgilendirmek istemesi ve bir de bazı büyük özel sektör firmalarının uzay çalışmalarına hız vermesi, NASA'nın keyfini iyice kaçırdı.


Mars One isimli, Mars'a giderek dönememek üzere yerleşim alanı kurma projesinin çok ciddi şekilde ilerlemesi karşısında NASA'nın ve aslında askeri bir kurum olan NASA'yı yöneten Siyonistlerin ne yapacaklarını merak edip tahminlerde bulunuyorduk ki tahminimiz gerçek olacak gibi.

Bu güç odakları, özel firmaların Mars'a gitmesine izin vermeyecekler. Bunun için her şeyi yapmak zorundalar. Çünkü bize onlarca yıldır montajlanmış/silinmiş/elden geçmiş Mars görüntüleri gösteriliyor.


NASA'nın Mars görüntülerini elden geçirip sansürleyerek dünyaya dağıttığını ispat eden yüzlerce görüntü var. Bu sadece biri... Daha fazlası sitemizde ve video kanallarımıda. 

Mars'ta başka insan ırkları var ve bunların nüfusu toplamda milyarları buluyor. Dünyamıza zarar vermek isteseler, buraya kadar gelmeleri bile gerekmiyor. Bu gerçeği NASA'nın en saygın astronotları arasında yer alan ve Ay'da yürüyen altıncı kişi olan Edgar Mitchell de doğruladı ve "Bize zarar vermek isteseler, mahvolmuştuk." dedi. Aramızda o kadar büyük teknoloji farkı var ki, onlar güneş ışınlarını güçlendirerek gezegenimize gönderebilecek ve dünyayı cayır cayır yakabilecek silahlara çoktan sahipler. Biz de HAARP'ı aklımız almıyor diye tartışıp duruyoruz. 



Hatırlarsınız iki sene kadar önce "NASA büyük bir baskı altında. Önümüzdeki aylarda ve yıllarda üst üste şok açıklamalar yapacak. Uzayda hayat olabileceğine dair bulgular açıklayacak. Onlarca yıl önce öğrendiği ve bildiği bazı şeyleri yeni bulmuşlar gibi dünya insanlığına duyuracak" demiştik ve her geçen gün bunda isabet ettiğimiz görülüyor. Ama görünen o ki NASA yine de sonuna kadar direnecek, kazanabildiği kadar vakit kazanacak; bir gün uzayda hayat olduğu, uzaylıların da insan oldukları, teknolojide çok üstün oldukları, onlar için en kötüsü de bu diğer uzaylı insan ırklarının çoğunun Müslüman  olduğu ve ellerindeki Kur'an'a tabi oldukları, gayet medeni insanlar oldukları, bu yüzden korkunç teknoloji üstünlüğüne rağmen bize zarar vermedikleri, dünyamızı sömürmedikleri dünya insanlığına duyurulacaksa bunu da NASA kendisi yapmak isteyecek.

İngiliz polisin gördüğü cübbeli, takkeli, sakallı, iyi niyetli ve müslüman uzaylılar...

Bu nedenle A, B, C hatta D planlarını hazır tutarak hareket ediyor. Ama boşuna çırpınıyor... İngiltere başbakanı Winston Churchill bile havada uçuşup duran uçan dairelerin başka bir gezegene ve çok ileri bir teknolojiye sahip bir medeniyete ait olduklarını anladığında "En az 50 yıl uçan daireler gizlenecek. Bu hususla ilgili kararı o zamanın başbakanı verecek. Biz şimdi bu gerçeği halka açıklarsak, İngiliz halkının kiliseye olan bağlılığı yok olur." şeklinde emirler vermişti ve bu yazılı emirleri İngiliz hükümeti tarafından birkaç yıl önce kamuya açılan resmi vesikalar arasında görmemiz mümkün olmuştu.

Şimdilerde biraz daha rahatlar batılılar, zira Vatikan'la uzun uzun konuşup, ellerindeki kesin delilleri gösterip, uzaylıların varlığını bir güzel izah ettiler onlara. Sonra Vatikan'dan "Başka dünyalarda başka canlılar olabilir. Bunu kabullenmek inançlarımıza zarar vermez." mealinde açıklamalar yapıldı. İyi ama o başka gezegenlerin insanları hep müslüman ise ve binlerce senedir çok mükemmel medeniyetler kurmuşlar, adaleti, sosyal adaleti, huzuru, güvenliği sağlamışlar ise ve bunu inançları sayesinde yapabilmişler ise, o zaman ne olacağı, Hristiyanlık inancının nereye konulacağı, zarar görüp görmeyeceği Vatikan'a sorulmalıdır? 


Bakalım Mars'a araç gönderecek olan Birleşik Arap Emirlikleri'ni susturabilecek mi NASA? Ya da sadece 75 milyon dolara ve ilk denemede başarılı olarak Mars'a uydu gönderen Hindistan, gördüğü gerçekleri anlatmak isterse ne kadar daha susturabilecek? Çin'in Ay'a gönderdiği Yeşim Tavşan isimli robotu öyle enteresan görüntüler gönderdi ki biraz daha göndermeye devam etse idi, NASA'nın kırk yıldır neden bir kez sefer bile Ay'a insanlı uçuş yapamadığı iyice anlaşılacak, oradaki başka insan ırkları ve akıl almaz teknolojileri görülecek ve dünyamızda anında bir kırılma noktası oluşacak, dini, kültürel, ekonomik, askeri ve siyasi kabullenişlerde bir anda köklü değişiklikler olacaktı. Ne var ki Çin de NASA'nın taktiğini uyguladı ve "Yeşim tavşan ile iletişimimiz koptu" dedi. Dikkat ettiniz mi kuyruklu yıldızı bile yakaladı Avrupa Uzay Ajansı ve her şey tıkır tıkır giderken yıldızın üzerine konma sırasında bir tek hata(!) oluverdi de iletişim kopuverdi. "Şaşırmadık. Bekliyorduk" diye yazdık o zaman da... Yine de Çuri kuyruklu yıldızının üzerindeki doğal olmayan yapıların ve yıldızın etrafında gezinen çok ileri teknoloji bir uzay aracının yer aldığı video görüntülerin internete sızmasına da mani olamadı Avrupa Uzay Ajansı...


Çuri kuyruklu yıldızı üzerinde dolaşan yabancı bir uzay aracını izliyorsunuz. Birileri bizden çok önce o kuyruklu yıldızı yakalamış...

Bakalım NASA'dan önce "Diğer gezegenlerde hayat var ve bunu 20 sene içinde ispat edeceğiz" diyen Rus gök bilimcilerin bu çıkışının NASA'nın "Uzayda hayat olduğunu 20 sene içinde kesin olarak öğreneceğiz" çıkışına neden olduğunu, ülkemizde sadece ikinci açıklamanın yani NASA'nın açıklamasının duyurulduğunu, zaten onlarca yıldır hep NASA'dan daha başarılı uzay çalışmaları yapan Ruslara rağmen bizim içimizdeki İsrail'in basını sayesinde hep uyutulduğumuzu, ülkemizden/milletimizden ne kadar daha gizleyebilecek Siyonist uluslar arası terör yapılanması ve içimizdeki İsrail'in medyası...

Dünya genelinde, çeşitli ülkelerdeki çok önde gelen siyasetçilerin, bilim adamlarının bile hızla İslam'ı seçmek zorunda kaldığı bir ortamda, NASA ve NASA'yı yöneten Siyonizm, dünya insanlığını ne kadar daha mışıl mışıl uyutabilecek. Üstelik böyle bir teknoloji ve iletişim çağında? NASA'nın asıl sahiplerinin bir başka kuruluşu olan Facebook, binlerce sayfanın paylaşımlarını bile fark edilmeden sansürlemeye devam etse bile, bu insanlık artık bu gerçekleri öğrenecek. 

Son olarak, NASA'nın "Bizim desteğimiz olmadan..." şeklindeki bu açıklaması tamamen art niyetli bir açıklama. Dünya öyle bir halde ki, o kadar çok yetişmiş insan ve hazırda duran imkan var ki, yeterli paranız olsun, Mars'a da sorunsuz gidebilirsiniz ki hukuk dışı engeller ya da kaza görünümlü suikastlarla engeller çıkartılmadıkça özel sektör gidecek. Hindistan sadece 75 milyon dolara uzay aracı yapıp ilk denemede Mars yörüngesine yerleştirmeyi başardı. Ama NASA 50 yıl sonra bile Ay'a bir daha insanlı uçuş yapma cesaretini gösteremedi. Mesele teknoloji meselesi değil, mesele siyasi ve dini bir mesele. Endişe ettikleri şey de bu, burnumuzun dibindeki Ay'da bile başka insan ırkları var ve korkunç bir teknolojik üstünlüğe sahipler ve Müslümanlar. Atmosfere girerken yanarak patladığı iddia edilen Colombia uzay mekiğinin, aslında henüz atmosfer dışında iken ufolar tarafından vurulduğunu, vurulup ağır yara aldıktan sonra irtifa kaybederek atmosfere istem dışı girdiğini gösteren videoları Youtube'da bile bulmanız mümkün. Youtube kanalımızda ve bu SpaceExplorer.TV sitemizde yıllardır sarsıcı bir çok gerçeği kanıtları ile paylaştık. 

Siyonistlerin Hollywood'unun kasti olarak oluşturduğu yaygın kanının aksine, uzaylılar yeşil, acayip bozuk şekilli, canavar gibi, sülük gibi varlıklar değiller. Onlar da bizim gibi insanlar ve Mars'a da uzaya da bunların Müslüman olanları hakimler. Asıl mesele de bu...

Mehmet Fahri Sertkaya | www.SpaceExplorer.TV

#mfs kişisel hesapları: twitter | facebook | google+ | web

DİKKAT: Yazıda söz konusu olan bilgilere ve iddialara dair sitemizde ve video kanallarımızda çok sayıda ispat mevcuttur. Yayınlarımızı bir bütün olarak incelemeden, sadece bu yayını okuyarak yorumlar yapmanız, sizi mahcup duruma düşürebilir. 

Columbia uzay mekiğini UFO'lar düşürmüş. Yaşanan bir kaza değilmiş.

İlk İsrailli astronotun da ekibi içinde bulunduğu Columbia uzay mekiğinin, teknik bir arıza nedeni ile atmosfere girişi sırasında parçalandığı iddia edilmiş, mekiğin dünyaya düşen en ufak bir parçasına bile dokunulmaması yönünde abartılı bir gayret sergilenmişti. Herkes daha ilk dakikalarda tuhaf bir şeylerin olduğunu ve bazı gerçeklerin gizlendiğini anlamıştı. İşte bir süre sonra NASA'dan sızan bu görüntüler gerçeği gözler önüne seriyor. Columbia uzay mekiği daha atmosfere girmeden UFOlar tarafından vurularak parçalanmış. 




''35 yıl önce Mars'ta insanlar gördüm.'' | NASA eski çalışanının canlı yayındaki itirafları




Mars'ta hayat yer altında mı? Mars'ta su, oksijen var mı?

 


NASA bütün dünyayı kandırıyor mu? Mars'ın çöllerinde bile sıvı su akıntıları mı var?

 


Mars gerçekten kızıl mı? Masmavi dünyamızı bile kızıllaştırmak birkaç saniyede mümkün oluyor. Mars fotoğrafları oynanarak dağıtılıyor. 

 


Mars'ta bir kemik daha bulundu.

 


'Mars`ta yaşam izlerine rastlamış olabiliriz.'

 

 

Rusya`dan dünyayı sarsacak iddia: 'NASA Mars`ta hayat olduğunu gizliyor.'

 




Macar bilim adamları: 'Mars'ta canlı organizmalar var'





30 Ağustos 2015 Pazar

Başka bir canlı türü mümkün. Yapay DNA yazıldı. Sentetik bakteri üretildi.

sentetik hayat formu, Biyoloji, DNA, Uzay çağı teknolojileri,


Kaliforniyalı kimya şirketi Synthorx, yapay DNA dizilimiyle yarı sentetik bir bakteri üretti. Üstelik bu yeni, gelişmiş bakteriyi kullanarak doğada bulunmayan bir protein inşa etmeyi de başardı


14 Ağustos 2015 Cuma

NASA astronotu: 'Nükleer savaş çıkmamasını uzaylılara borçluyuz'

Uzayda hayat var mı?, Edgar Mitchell, NASA neden gizliyor, Nükleer silahlar,  füze düşüren UFO'lar, Roswell UFO kazası, New Mexico,



ABD Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) eski astronotlarından Mitchell, Soğuk Savaş’ın başında ABD ve Sovyetler Birliği arasında nükleer savaş çıkmasını uzaylıların engellediğini iddia etti.

9 Temmuz 2015 Perşembe

Binlerce yıl önce nükleer helak: Ad kavminin helak edilmesine nükleer silahlar mı vesile edildi?

Binlerce yıl önce nükleer helak: Ad kavminin helak edilmesine nükleer silahlar mı vesile edildi?



İnsanlık tarihine bakışınızı temelinden sarsacak ve ezberinizi bozacak dini ve bilimsel deliller... Geçmişte de nükleer silahlar ile savaşlar yapılıyordu ve meşhur Ad kavminin helak edilişine bir nükleer savaş vesile edildi. 

Önce videoyu izliyoruz ve hemen sonra "Geçmiş teknoloji çağları"nı inceliyoruz 


27 Mayıs 2015 Çarşamba

Bilinen insanlık tarihinden daha eski ve 3 milyon yıl önce üretilmiş taş aletler bulundu

insanlık tarihi kaç yıl, Geçmiş teknoloji devirleri, Arkeoloji, Adem aleyhisselamdan öncesi, Bilinen tarih yıkılıyor,


Kenya'da bilinen insanlık tarihinden çok daha eski taş aletler bulundu. Buluş, Kudüs Arkeoloji Üniversitesi bilim adamları tarafından Kenya'nın Lomekvi bölgesinde yapıldı.
15 Mayıs 2015 Cuma

Uzaya ve evrene bakışınızı değiştirecek sarsıcı gerçekler: Miraç hadisesi, uzaydaki diğer insan ırkları ve uzayın da ötesindeki evrende insan haricindeki farklı canlılar

Uzay, Evren, Kainat, Miraç hadisesi, Uzaylılar da insan mı?, Müslüman uzaylılar, Ye'cüc ve Me'cüc, Cablısa ve Cablıka, Uzayda hayat var mı?, Mehmet Fahri Sertkaya,


Çizimin tam merkezinde gördüğünüz alan dünya seması, bu günkü tabiri ile uzay boşluğu...



Uzay, iddia edilenin aksine "sonsuz uzay boşluğu" değil ve onun da başlangıcı, bitişi ve sınırları var. Bu gün evren denilen kâinat, iç içe geçmiş küreler halinde ve kat kat... En merkezde, dünyamızın da içinde bulunduğu uzay var ve uzayı çepeçevre kuşatan ve kendisi de küre biçiminde olan 1. kat sema/gök var. Bütün gök katları birbirlerini bu şekilde kuşatan küre biçimindeler. 

Şu uzay bile o kadar büyük ki, başını sonunu tahmin bile edemediğimiz için bazı gafiller "sonsuz" demek zorunda kaldılar. Oysa bu kadar büyük bir uzay bile, içinde bulunduğu 1. kat semaya kıyasla Arap yarımadasındaki bir kum taneciği kadar küçük kalıyor. 1. kat sema da içinde bulunduğu 2. kat semaya kıyasla Arap yarımadasındaki bir kum taneciği kadar küçük kalıyor. Ve bütün sema katları birbirlerine kıyasla bu derece büyük.  Bu da gösteriyor ki evrenin genişliğini tahmin etmeye bile yetmez, aklımız ve idrakimiz... 
10 Mayıs 2015 Pazar

Artık bilim adamları da büyü yapabiliyor | Kıyamet teknolojisi iyice son şeklini alıyor.

Artık bilim adamları da büyü yapabiliyor | Kıyamet teknolojisi iyice son şeklini alıyor.



Ya uyanık iken de rüya ve hatta kâbus görmeye başlarsanız? 

Ve uyanıkken rüya görüyor olduğunuzu fark edemezseniz? Uyanık iken görmekte olduğunuz rüya ile gerçek görüntüleri ayırt edemezseniz?

Peki siz hiç fark edemeden, hiç tanımadığınız birileri ya da insan türü dışındaki başka varlıklar rüyalarınıza müdahale ederse? Hatta uyanık iken rüya görmenizi sağladıkları gibi ayrıca kendi iradeleri ile bu rüyalarınızı ya da yaşadığınız sanal gerçeklik durumunu yönlendirip yönetebilse?

İnsanlık tarihi boyunca bilinen ve cinler kullanılarak yapılan büyü, artık teknolojik aletler kullanılarak, cinlere ihtiyaç olmadan da yapılıyor. 

50 yıldan fazla bir süredir var olduğu iddia edilen ve anlatıldığında bilimsel bulunmayıp da komplo teorisi olarak görülen teknolojik gelişmeler, hızla günlük hayatımıza giriyor. Anlaşılan o ki bazı devletlerin gizli servisleri, çok çok daha ileri teknolojilere ulaştılar da zihin kontrolü teknolojisini genel kullanıma açıyorlar. Bu teknolojiler hayra değil de şerre kullanıldığında bütün bir insanlığa verilebilecek zararlar, insanın hayal gücünün bile ötesinde...

Kıyamet teknolojisinde son ve en dehşetli aşamalara geliniyor. İyi insanlar mücadele etmezse, insanlığı çok feci bir son bekliyor. 

Bütün bu teknolojik gelişmeleri yakından takip eden senaristlerin, gerçeğe sadık kalarak kurguladığı bir filmi izleyeceksiniz. Bu film, yıllardır sitelerimizde ispatları ile anlatmaya çalıştığımız zihin kontrolü, elektromanyetik savaş, büyü gibi tehlikeleri daha iyi anlamanıza imkan verecek. 




#mfs kişisel hesapları: twitter | facebook | google+ | web




Not: Filim açılmıyorsa "watch video" yazan düğmeye tıklayarak, açılacak olan video sitesi üzerinden izleyiniz. 

Bu da yeterli olmadıysa, arama motoruna "Fringe 2. sezon 5. bölüm izle" yazarak aratınız. 

Konu ile ilgili sitemizde bulunan diğer yayınları da buradan incelemeyi unutmayınız.




9 Mayıs 2015 Cumartesi

5 bin yıllık doğal mumya Ötzi, bilim dünyasını şaşkına çevirdi [video]

Bilim & Teknik, Daha önceki teknoloji çağları, Evrim aldatmacası, Geçmiş teknoloji devirleri, Ötzi, Videolar,

  


5300 yıllık doğal mumya: Ötzi


1991 yılında Avusturya - İtalya sınırındaki Ötzlar Alplerinde keşfedildiği için bu mumyaya "Ötzi" adı verildi.



Onun en ilginç yanı, doğanın elleriyle mumyalanmış ve günümüze kadar gelmiş olması. Ama "Buz Adam" lakaplı bu mumyanın gizemi bununla bitmiyor.





Ötzi'nin vücudunun çeşitli yerlerinde toplam 57 dövme bulunmaktadır.

Daha da ilginci, bu dövmelerin, günümüzde akupunktur tedavisi açısından önem arz eden noktalar üzerinde veya çok yakınında bulunmasıdır.

Rüyaları görüntülemeyi ve kayıt etmeyi başardılar.



  

Daha düne kadar komplo teorisiydi, bu gün bilim oldu.

Batı aleminde en az elli senedir gizlice kullanılan bu tekniği, artık bir Türk üniversitesi de uygulayabiliyor. İnsanların uyanık iken ya da uyku da iken beyinlerinden yayılan sinyalleri okuyup işleyebilen elektronik sistemler aslında yıllardır Japonya'nın oyuncak sektörü tarafından bile kullanılıyor. 1999'da İngiltere'nin en büyük hava limanında, kişiye özel(kalabalığın içinde bulunan tek bir kişinin duyabileceği) anons sistemi denendi ki bu sistemin de çalışma mantığı bu videoda anlatılan ile aynı...

30 Nisan 2015 Perşembe

Fizik bilimi çöktü. NASA dakikalar içinde Ay'a gidecek uzay araçları yapıyor. Işık hızının aşılabileceği genel kabul görüyor.

NASA, Işık hızı, Işıktan hızlı yolculuk, Albert Einstein, İsaac Newton, Momentum kanunu, İzafiyet teorisi, uzay bilimi, Fizik, Astrofizik,

NASA, Işık Hızına Ulaşarak Ay'a Birkaç Saniyede Ulaşmayı Hedefliyor

NASA yaptığı son deneylerle birlikte ışık hızına ulaşarak Newton'ın kabul ettiği kuralları hiçe saymış olabilir.

NASA ve diğer uzay bilimiyle ilgili çalışmalar yapan bir çok kurum için belli başlı bazı hayaller vardır. Örneğin, Dünya dışında yaşam bulabilmek ya da ışık hızına ulaşabilmek. Bugün gelen yeni haberlere göre bu iki hayalden bir tanesi belki de önümüzdeki yıllarda gerçekleşebilir.


NASASpaceFlight.com’a göre uzay yolculuğu ile ilgili yapılan testlerde NASA, başarıya ulaşmış gibi gözüküyor. Bu testler sayesinde belki de önümüzdeki yıllarda ışık hızına çok yaklaşıp belki de geçebilecek özel motorlar üretebilirler. 



Dünya tarihinde ilk defa ulaşılabilecek olan bu hız, bir çok fizikçi tarafından imkansız olarak gözükse de, NASA bu konuya kafayı takmış.


Elektromanyetik sürücü teknolojisi kullanılarak yapılan deneylerde kullanılan bu teknoloji oldukça karmaşık. Elektriksel enerji, propellant’e (Uzay gemisi yakıtı) çevriliyor. Basit olarak bu şekilde anlatabileceğimiz teknoloji, bilimsel veriler ışığında imkansız olarak kabul ediliyor. Çünkü bu uygulamalar, momentum kanunlarını hiçe sayıyor. 



Kanuna göre momentum sadece Newton’ın tarif ettiği bazı hareket kanunlarına göre değiştirilebilir. 


Eğer elektromanyetik sürücü teknolojisi çalışırsa ve ışık hızına ulaşılabilirse, bildiğimiz çoğu fizik kanunu değişime uğrayacak. Ay ile Dünya arasındaki mesafe de sanki komşu ülkeler arasında uçakla gidiliyormuş gibi gidilecek yani birkaç saatlik bir süreye inebilecek. Diğer bir çok galaksiler arasında da yolculuklar yapılabilecek.


Kaynak: CNet



Işık hızına ulaşılabileceği hatta ışık hızının aşılabileceği yönündeki çalışmalar da yeni değil. Son 15 yıldır çeşitli ülkelerdeki saygın bilim adamları, yaptıkları testlerde ışık hızına ulaştıklarını hatta ışık hızının yüzlerce katına çıktıklarını açıkladılar. Aşağıdaki yayınlarımızı da incelemelisiniz!



Kim demiş "Hiçbir şey ışıktan hızlı gidemez... par akademidergisi



***








Nature, Farklı zaman kavramları, Lijun  Wang, Berkeley Üniversitesi, Işık hızı, Işıktan hızlı yolculuk, Işınlanma,



Warp motorları, Işık hızı, Işıktan hızlı yolculuk, Albert Einstein, NASA, Uzay yolu, Kuantum fiziği, Solucan delikleri, Karanlık Madde, Kara delik, Antimadde, Videolar,



Işıktan daha hızlı uçabilmek hedefine doğru önemli bir adım daha: yeni füzyon roketleri...

29 Nisan 2015 Çarşamba

Japon devlet büyükleri, uzaylılara güçlerinin yetip yetmeyeceğini tartıştılar.

UFO, Uzaylılar, Japonya, Küçük tuhaf adamlar, Küçük yeşil adamlar, Tanımlanamayan uçan nesne, NASA neden gizliyor, Uzayda hayat var mı?, Evrende yalnız mıyız?,



Japonya 'rahat uyusun': Jetler, uzaylılara karşı teyakkuzda

Uzaylıların gerçekten var olup olmadıklarını, gerçekten varsalar da Japonya'yı istila etme ihtimallerini dönem dönem gündemine alan Japonya parlamentosu, yine askeri savunma güçlerinin 'küçük yeşil adamlara' karşı koymak için yeterince hazır olup olmadığını tartıştı.
"Uzaylılar hava sahamızı hiç ihlal etmedi" diyen Savunma Bakanı Nakatani de vekillerin 'yüreklerine su serpmeye' çalıştı.

Parlamentoda olası bir uzaylı istilası konusunda sınava çekilen Japonya Savunma Bakanı Gen Nakatani, hava sahalarının bugüne dek herhangi bir 'tanımlanamayan obje' tarafından ihlal edilmediğini söyleyip, "UFO hava sahamıza girerse, hava kuvvetleri müdahale etmeye her daim hazır" ifadesini kullandı. Nakatani, "Şüpheli bir görüntü durumunda jetlerimiz havalanıyor. Bazen görülen şeyin kuş veya uçan başka bir obje olduğu anlaşılıyor. Ama Dünya dışından gelen bir obje bulunduğuna dair bir kayıt olduğunu hatırlamıyorum" dedi.

BAKANA 'UFO ÇALIŞMALARI NASIL GİDİYOR' SORUSU

Nakatani'nin bu açıklamayı yapma ihtiyacı hissetmesinin sebebi ise eski güreşçi Antonio Inoki'nin UFO çalışmalarının nasıl gittiğini ve savaş uçaklarının UFO'larla karşılaşmaya hazır olup olmadığını sormasıydı. Alametifarikası haline gelen kırmızı kaşkolüyle bilinen Inoki "Uzaylıların gerçekten var olup olmadıklarını bilmiyorum. Ama bir keresinde gizemli bir nesnenin havada yükselip, sonra da ufukta kaybolduğuna şahit olmuştum" ifadesini kullandı.

2007'DE 'HENÜZ İSPATLAYAMADIK' DENMİŞTİ

Japon hükümeti, 2007'de bir açıklama yayımlayıp UFO'ların var olduğuna dair ellerinde 'henüz' bir kanıt olmadığını duyurmuştu. Öte yandan dönemin Savunma Bakanı Şigeru Işiba bu açıklama sinirlenmiş, uzaylılar tarafından kontrol edilen UFO'ları inkar etmek için hiçbir sebep göremediğini savunmuştu.
25 Nisan 2015 Cumartesi

15 bin yıl önce Türkiye topraklarında nükleer savaşlar yaşanıyordu. Göbeklitepe'nin sırları...

Antik uzaylılar, Daha önceki teknoloji çağları, Geçmiş teknoloji devirleri, Göbeklitepe, Hattuşaş, Türkiye, Videolar, Youtube videoları,



Çok yakında dünya tarihi yeniden yazılacak ve bu yeni tarihin hareket noktası şu an Türkiye sınırları içinde bulunan topraklar olacak.


Göbekli Tepe kazılarında meydana çıkan ve tarihin yeniden yazılmasını zorunlu kılan gerçekler...

Ünlü Rus arkeolog ve araştırmacı Sklarov, günün birinde dünya tarihi yeniden yazılmaya başlarsa Türkiye topraklarının bu yeni tarih için bir hareket noktası olacağını söyledi ve ekledi:

"Geçen ağustos ayında Tükiye’ye gittiğimizde Hattuşaş kazı bölgesini ziyaret ettik.Anladığımız kadarıyla orada İngiliz arkeologlar çalışıyor çanak çömlek arıyor. Çevreye bakınırken bizi bile inanılmaz şaşırtan bir keşif yaptık. Mısır’daki piramitler bile Hattuşaş’ta bulduğumuzun yanında gölgede kalıyor.

Yerden çıkıntı biçimindeki monolit granit taşların mekanik usulle kesildiğini gösteren izi bulduk. Binlerce yıl önce bu izi bırakan Yuvarlak Abraziv Disk neden yapılmışsa , sert taşı tereyağı gibi kesmiş ve bu günümüzde dahi taklit edilemez. Çünkü dünya genelinde böyle bir disk mevcut değildir…"

Sklarov resmi tarihe göre Şanlıurfaya 20 km uzaklıktaki Göbeklitepe’nin M.Ö 11. Yüzyılda cilalı taş devri olarak uygun görülen bir zaman diliminde kurulduğunu hatırlatıp gülüyor ve şöyle diyor :

’Uzman olmaya gerek bile yok… 65 milyon yıl önce yok olan dinozor resimlerinin, 13 bin yıl önce ilkel taş devri kabileleri tarafından inşa edilmiş olduğu iddia edilen yapının içinde ne işi var? Taş devri insanı yerin yüzeyinde dinazor iskeleti buldu diyelim, o iskelet dokuyla donatıldığında ortaya böyle bir şekil çıkacağını nereden ve nasıl biliyordu. Tapınak duvarlarında gördüğümüz hayvan resimlerinin ördek olmadığı kesin. Hatta burasını asıl inşa eden ve kullanan ev sahiplerinden sonra ikinci bir Kültür toplumu, tıpkı Mısır piramitleri örneğinde olduğu gibi farklı amaçla burayı kullanmış. Sütunlardan birinin temelinde dış bir etkenle kopan iki dinozorun kafaları daha sonra çok daha ilkel bir teknolojiyle taş taşa sürterek onarılmak istenmiş."

Sklarov ile iki saat kadar devam eden söyleşi sonunda şunu soruyor basın mensubları :


Türkiye'ye düşen gök taşı, uzayda yaşam ihtimalini güçlendirdi.

Hayatın temel unsurları, NASA, Gök taşları, Uzayda hayat var mı?, Uzay madenciliği, Gök taşı madenciliği, Evrende yalnız mıyız?, Türkiye,


Bayramiç'e düşen göktaşı 50 yıl sonra 3 parçaya bölünüp inceleniyor.

Çanakkale’de 1964 yılında bulunan 4 kiloluk göktaşı, 50 yıl sonra 3 parçaya ayrılarak içerdiği elementlere yönelik incelenmeye başlandı. Göktaşına ilişkin NASA’da yürütülen araştırmada, karbon olabileceğine yönelik ön sonuç geldi.

Çanakkale’nin Bayramiç İlçesi’nde düştüğü tarih bilinmeyen, ancak bölge halkı tarafından 1964 yılının temmuz ayında bulunan yaklaşık 4 kiloluk taş ve metal benzeri nesnenin, aynı yıl Prof. Dr. Abdullah Kızılırmak tarafından yapılan incelemede göktaşı olduğu saptandı. ‘Çanakkale Meteoriti’ adı verilen göktaşı üzerindeki elementlere ilişkin, bulunduktan 50 yıl sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü ve Antalya’daki TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi işbirliğiyle yüksek lisans tez çalışması başlatıldı.





ÜÇ PARÇAYA BÖLÜNDÜ

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Esenoğlu, ilk bulunduğunda 4 kilo olan göktaşının üç parçaya ayrıldığını, 400 gramının Ege Üniversitesi’ne, 1 kilo 70 gramının İstanbul Üniversitesi’ne, büyük parçanın da Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’ne gönderildiğini kaydetti. Doç. Dr. Esenoğlu, uzun yıllar sadece sergilenen göktaşı parçalarının içerdiği elementlere ilişkin çalışma başlattıklarını söyledi.

Bir grup öğrencinn yüksek lisans tez çalışmasının yaklaşık 2 yıldır devam ettiğini belirten Doç. Dr. Hasan Esenoğlu, göktaşının içerdiği elementlerin tanısından atom ve molekül yapısına kadar analizinin sürdürüldüğünü anlattı. Doç. Dr. Esenoğlu, “Bu çalışmada gökbilimden astronom, yerbilimlerinden maden mühendisi ve jeofizikçiler, temel bilimlerden kimyacı ve atom-molekül fizikçileri yer almaktadır. Göktaşının araştırılmasına İÜ İleri Analizler Laboratuvarı’nda başlandı” dedi.

NASA’DAN YAŞAM BELİRTİSİ

Göktaşının düştüğü alandaki toprak ve göktaşına ait toz parçacıklarının da karbon araştırması için geçen yıl NASA’ya gönderildiğini belirten Doç. Dr. Esenoğlu, karbonun insan vücudunun temelini oluşturduğunu ve göktaşında karbon tespit edilmesi halinde uzayda başka yaşamların olduğunun da kanıtlanabileceğini söyledi. NASA’dan karbon olabileceği yönünde ön sonuç gönderildiğini kaydeden Doç. Dr. Esenoğlu şöyle konuştu:

“Karbon çıkması halinde uzayda yaşam olduğunun işaretidir. Şu an net sonuçlar belli değil. Bu göktaşı güneş sisteminden geliyor ve güneş sisteminin orjinal, bozulmamış malzemesi olduğu için güneş sisteminin geçmişi, ilk haline ilişkin bilgilere ulaşacağız. Dünyaya yaşam nereden geldi, başka yerde de var mı, bu elementler aracılığıyla ulaşılabilir. Henüz içindeki tüm elementler belirlenemedi, devam ediyor.”

AYRINTILI ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

Göktaşına ilişkin bugüne kadar Kanada ve Türkiye’deki laboratuvar analizlerinde tamamı dünyada olan 34 element ve molekül tespit edildiğini dile getiren Doç. Dr. Esenoğlu şunları söyledi:

“İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Mineroloji- Petrografi Anabilim Dalı’nda ince kesiti alınarak elektron mikroskobu altında incelendi. Olivin, kondril, opir tanesi, metal, çatlama (şok etkisi ile), mekanik ezilme dokusu, enstatit minerali, uzay parçası, kristalizasyon özellikleri görüldü.”

2 Nisan 2015 Perşembe

Evrenin en özel güneş sisteminde mi yaşıyoruz?

Evren, Kainat, Güneş sistemi, Güneş sistemleri, Doğal uydular, Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Ceres, Jüpiter, Satürn, Mehmet Fahri Sertkaya,


NEDEN?

Gezegenler güneşten kopan parçalar ise, neden en küçük parçalar/gezegenler güneşe yakın ve en büyük parçalar/gezegenler ise güneşten en uzaktalar?

Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Ceres küçük ama güneşten daha uzaktaki Satürn, Jüpiter, Uranüs ve Neptün büyük, neden?

Neden güneş sistemimizdeki bütün gök cisimleri aynı yöne dönerken Venüs ters istikamete döner?

Jüpiter'in ve uydularının, Merkür'ün, dünyamızın uydusu Ay'ın soğuk ortamlarda var olmuş olması, yani bir patlama ile güneşimizden ya da herhangi bir güneşten ayrılmadıklarının kesinlik kazanmış olması, üstelik bunların, güneşimizden çok çok daha yaşlı olmaları, neden?

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra oluşan serbestlik ortamında, 1993'te Rusya'da yapılan bir bilim toplantısında konuşan ünlü Rus gök bilimci Ksanfomaliti şöyle söylüyor:

"Uzay araştırmalarında geldiğimiz noktada, gözlemlediğimiz diğer güneş sistemlerinde hep büyük gezegenlerin güneşlerine daha yakın olduğunu ve bütün gezegenlerin aynı yönde döndüklerini gördük. Bundan sonra anladık ki, bizim güneş sistemimiz, kainatın en hususi-özel güneş sistemlerinden biri... Ve meydana çıkan gerçek şu ki, yapay bir güneş sisteminde bulunuyoruz."





#mfs kişisel hesapları: twitter | facebook | google+ | web



22 Mart 2015 Pazar

The X Files | Gizli Dosyalar | Hakkari'de düşürülen UFO ve sonrasında meydana çıkan sarsıcı gerçekler. | 1. Sezon | 17. Bölüm

The X Files, Gizli Dosyalar, Uzayda hayat var mı?, UFO'lar gerçek mi?, Türkçe belgeseller, NASA neden gizliyor, Evrende yalnız mıyız?, izle,


Körfez savaşından bir kaç yıl sonra, Türkiye Irak sınırı yakınlarındaki hava sahasında kimliği belirlenemeyen bir uçan cisim, bir Irak savaş jeti tarafından vurulur. 

Tanımlanamayan bu uçan cisim, hızla irtifa kaybederek Hakkari sınırları içerisindeki NATO üssünün çok yakınına düşer. 
8 Mart 2015 Pazar

Dört yıldızlı bir sistemde bulunan bir gezegen keşfedildi (30 Ari b güneş sistemi)

Dört yıldızlı bir sistemde bulunan bir gezegen keşfedildi (30 Ari b güneş sistemi)

Bilim adamları, dört yıldızlı sistemde bulunan yeni bir gezegen keşfedildiğini açıkladılar. Güneşlerin hepsi, gezegenin yüzeyinden görülebiliyorlar.

ABD’nin Kaliforniya eyaaletindeki, Palomar Gözlemevi ile, Pasedina kentindeki Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nde, NASA tarafından sürdürülen araştırmaya göre, ‘30 Ari b’ adı verilen gezegen, Dünya’dan 136 ışık yılı uzaklıkta, Koç Takımyıldızı’nda yer alıyor.

Gökbilimciler, dört yıldızlı ’30 Ari’ sisteminde yer alan ’30 Ari b’ gezegeninin bilinen yaşama uygun olmadığını belirtiyor. Bir gaz devi olan ’30 Ari b’, Jüpiter’in 10 katından daha fazla bir kütleye sahip. Kendi ana yıldızı etrafındaki dönüşünü 335 günde tamamlıyor.

Araştırmaya göre, dört güneşin hepsi de gezegenin yüzeyinden görülebiliyor. Gezegen, daha önce üç yıldızlı bir sistemin parçası olarak tanımlanmıştı. Ancak uzmanlar bir yıldızın varlığını daha hesapladı. Buna göre, ’30 Ari A’  ve ’30 Ari B’ adlı iki tane ikili yıldız, birbirinin etrafında dönüyor. Bu iki ikili yıldız sistemi, dört yıldızlı ’30 Ari’yi oluşturuyor.

NASA uzmanları, Güneş benzeri her 25 yıldızdan birisinin, ’30 Ari’ gibi dörtlü bir yıldız sisteminde yer aldığını düşünüyor. Eğer ’30 Ari b’ gezegeninde yaşıyor olsaydık, gökyüzünde çok parlak şekilde görülecek dört yıldız olacaktı. Yeterince büyük bir teleskopla baksaydık, bu yıldızların birbirleri çevresinde dönen ikili sistemlerden oluşacağını görürdük.

Dört güneşin aydınlattığı gezegen türünün ilk örneği 2012’de gözlemlenmişti. Yaklaşık 5 bin ışık yılı ötede olan ve Dünya’dan 6 kat büyük olan bu gaz devine ‘PH-1’adı verilmişti. Son keşifle birlikte dörtlü yıldız sistemlerinde tahmin edilenden daha fazla gezegen olabileceği düşünülüyor.