Top Social

Featured Posts Slider

.

Image Slider

30 Nisan 2015 Perşembe

Fizik bilimi çöktü. NASA dakikalar içinde Ay'a gidecek uzay araçları yapıyor. Işık hızının aşılabileceği genel kabul görüyor.

NASA, Işık hızı, Işıktan hızlı yolculuk, Albert Einstein, İsaac Newton, Momentum kanunu, İzafiyet teorisi, uzay bilimi, Fizik, Astrofizik,

NASA, Işık Hızına Ulaşarak Ay'a Birkaç Saniyede Ulaşmayı Hedefliyor

NASA yaptığı son deneylerle birlikte ışık hızına ulaşarak Newton'ın kabul ettiği kuralları hiçe saymış olabilir.

NASA ve diğer uzay bilimiyle ilgili çalışmalar yapan bir çok kurum için belli başlı bazı hayaller vardır. Örneğin, Dünya dışında yaşam bulabilmek ya da ışık hızına ulaşabilmek. Bugün gelen yeni haberlere göre bu iki hayalden bir tanesi belki de önümüzdeki yıllarda gerçekleşebilir.


NASASpaceFlight.com’a göre uzay yolculuğu ile ilgili yapılan testlerde NASA, başarıya ulaşmış gibi gözüküyor. Bu testler sayesinde belki de önümüzdeki yıllarda ışık hızına çok yaklaşıp belki de geçebilecek özel motorlar üretebilirler. 



Dünya tarihinde ilk defa ulaşılabilecek olan bu hız, bir çok fizikçi tarafından imkansız olarak gözükse de, NASA bu konuya kafayı takmış.


Elektromanyetik sürücü teknolojisi kullanılarak yapılan deneylerde kullanılan bu teknoloji oldukça karmaşık. Elektriksel enerji, propellant’e (Uzay gemisi yakıtı) çevriliyor. Basit olarak bu şekilde anlatabileceğimiz teknoloji, bilimsel veriler ışığında imkansız olarak kabul ediliyor. Çünkü bu uygulamalar, momentum kanunlarını hiçe sayıyor. 



Kanuna göre momentum sadece Newton’ın tarif ettiği bazı hareket kanunlarına göre değiştirilebilir. 


Eğer elektromanyetik sürücü teknolojisi çalışırsa ve ışık hızına ulaşılabilirse, bildiğimiz çoğu fizik kanunu değişime uğrayacak. Ay ile Dünya arasındaki mesafe de sanki komşu ülkeler arasında uçakla gidiliyormuş gibi gidilecek yani birkaç saatlik bir süreye inebilecek. Diğer bir çok galaksiler arasında da yolculuklar yapılabilecek.


Kaynak: CNet



Işık hızına ulaşılabileceği hatta ışık hızının aşılabileceği yönündeki çalışmalar da yeni değil. Son 15 yıldır çeşitli ülkelerdeki saygın bilim adamları, yaptıkları testlerde ışık hızına ulaştıklarını hatta ışık hızının yüzlerce katına çıktıklarını açıkladılar. Aşağıdaki yayınlarımızı da incelemelisiniz!



Kim demiş "Hiçbir şey ışıktan hızlı gidemez... par akademidergisi



***








Nature, Farklı zaman kavramları, Lijun  Wang, Berkeley Üniversitesi, Işık hızı, Işıktan hızlı yolculuk, Işınlanma,



Warp motorları, Işık hızı, Işıktan hızlı yolculuk, Albert Einstein, NASA, Uzay yolu, Kuantum fiziği, Solucan delikleri, Karanlık Madde, Kara delik, Antimadde, Videolar,



Işıktan daha hızlı uçabilmek hedefine doğru önemli bir adım daha: yeni füzyon roketleri...

29 Nisan 2015 Çarşamba

Japon devlet büyükleri, uzaylılara güçlerinin yetip yetmeyeceğini tartıştılar.

UFO, Uzaylılar, Japonya, Küçük tuhaf adamlar, Küçük yeşil adamlar, Tanımlanamayan uçan nesne, NASA neden gizliyor, Uzayda hayat var mı?, Evrende yalnız mıyız?,



Japonya 'rahat uyusun': Jetler, uzaylılara karşı teyakkuzda

Uzaylıların gerçekten var olup olmadıklarını, gerçekten varsalar da Japonya'yı istila etme ihtimallerini dönem dönem gündemine alan Japonya parlamentosu, yine askeri savunma güçlerinin 'küçük yeşil adamlara' karşı koymak için yeterince hazır olup olmadığını tartıştı.
"Uzaylılar hava sahamızı hiç ihlal etmedi" diyen Savunma Bakanı Nakatani de vekillerin 'yüreklerine su serpmeye' çalıştı.

Parlamentoda olası bir uzaylı istilası konusunda sınava çekilen Japonya Savunma Bakanı Gen Nakatani, hava sahalarının bugüne dek herhangi bir 'tanımlanamayan obje' tarafından ihlal edilmediğini söyleyip, "UFO hava sahamıza girerse, hava kuvvetleri müdahale etmeye her daim hazır" ifadesini kullandı. Nakatani, "Şüpheli bir görüntü durumunda jetlerimiz havalanıyor. Bazen görülen şeyin kuş veya uçan başka bir obje olduğu anlaşılıyor. Ama Dünya dışından gelen bir obje bulunduğuna dair bir kayıt olduğunu hatırlamıyorum" dedi.

BAKANA 'UFO ÇALIŞMALARI NASIL GİDİYOR' SORUSU

Nakatani'nin bu açıklamayı yapma ihtiyacı hissetmesinin sebebi ise eski güreşçi Antonio Inoki'nin UFO çalışmalarının nasıl gittiğini ve savaş uçaklarının UFO'larla karşılaşmaya hazır olup olmadığını sormasıydı. Alametifarikası haline gelen kırmızı kaşkolüyle bilinen Inoki "Uzaylıların gerçekten var olup olmadıklarını bilmiyorum. Ama bir keresinde gizemli bir nesnenin havada yükselip, sonra da ufukta kaybolduğuna şahit olmuştum" ifadesini kullandı.

2007'DE 'HENÜZ İSPATLAYAMADIK' DENMİŞTİ

Japon hükümeti, 2007'de bir açıklama yayımlayıp UFO'ların var olduğuna dair ellerinde 'henüz' bir kanıt olmadığını duyurmuştu. Öte yandan dönemin Savunma Bakanı Şigeru Işiba bu açıklama sinirlenmiş, uzaylılar tarafından kontrol edilen UFO'ları inkar etmek için hiçbir sebep göremediğini savunmuştu.
25 Nisan 2015 Cumartesi

15 bin yıl önce Türkiye topraklarında nükleer savaşlar yaşanıyordu. Göbeklitepe'nin sırları...

Antik uzaylılar, Daha önceki teknoloji çağları, Geçmiş teknoloji devirleri, Göbeklitepe, Hattuşaş, Türkiye, Videolar, Youtube videoları,



Çok yakında dünya tarihi yeniden yazılacak ve bu yeni tarihin hareket noktası şu an Türkiye sınırları içinde bulunan topraklar olacak.


Göbekli Tepe kazılarında meydana çıkan ve tarihin yeniden yazılmasını zorunlu kılan gerçekler...

Ünlü Rus arkeolog ve araştırmacı Sklarov, günün birinde dünya tarihi yeniden yazılmaya başlarsa Türkiye topraklarının bu yeni tarih için bir hareket noktası olacağını söyledi ve ekledi:

"Geçen ağustos ayında Tükiye’ye gittiğimizde Hattuşaş kazı bölgesini ziyaret ettik.Anladığımız kadarıyla orada İngiliz arkeologlar çalışıyor çanak çömlek arıyor. Çevreye bakınırken bizi bile inanılmaz şaşırtan bir keşif yaptık. Mısır’daki piramitler bile Hattuşaş’ta bulduğumuzun yanında gölgede kalıyor.

Yerden çıkıntı biçimindeki monolit granit taşların mekanik usulle kesildiğini gösteren izi bulduk. Binlerce yıl önce bu izi bırakan Yuvarlak Abraziv Disk neden yapılmışsa , sert taşı tereyağı gibi kesmiş ve bu günümüzde dahi taklit edilemez. Çünkü dünya genelinde böyle bir disk mevcut değildir…"

Sklarov resmi tarihe göre Şanlıurfaya 20 km uzaklıktaki Göbeklitepe’nin M.Ö 11. Yüzyılda cilalı taş devri olarak uygun görülen bir zaman diliminde kurulduğunu hatırlatıp gülüyor ve şöyle diyor :

’Uzman olmaya gerek bile yok… 65 milyon yıl önce yok olan dinozor resimlerinin, 13 bin yıl önce ilkel taş devri kabileleri tarafından inşa edilmiş olduğu iddia edilen yapının içinde ne işi var? Taş devri insanı yerin yüzeyinde dinazor iskeleti buldu diyelim, o iskelet dokuyla donatıldığında ortaya böyle bir şekil çıkacağını nereden ve nasıl biliyordu. Tapınak duvarlarında gördüğümüz hayvan resimlerinin ördek olmadığı kesin. Hatta burasını asıl inşa eden ve kullanan ev sahiplerinden sonra ikinci bir Kültür toplumu, tıpkı Mısır piramitleri örneğinde olduğu gibi farklı amaçla burayı kullanmış. Sütunlardan birinin temelinde dış bir etkenle kopan iki dinozorun kafaları daha sonra çok daha ilkel bir teknolojiyle taş taşa sürterek onarılmak istenmiş."

Sklarov ile iki saat kadar devam eden söyleşi sonunda şunu soruyor basın mensubları :


Türkiye'ye düşen gök taşı, uzayda yaşam ihtimalini güçlendirdi.

Hayatın temel unsurları, NASA, Gök taşları, Uzayda hayat var mı?, Uzay madenciliği, Gök taşı madenciliği, Evrende yalnız mıyız?, Türkiye,


Bayramiç'e düşen göktaşı 50 yıl sonra 3 parçaya bölünüp inceleniyor.

Çanakkale’de 1964 yılında bulunan 4 kiloluk göktaşı, 50 yıl sonra 3 parçaya ayrılarak içerdiği elementlere yönelik incelenmeye başlandı. Göktaşına ilişkin NASA’da yürütülen araştırmada, karbon olabileceğine yönelik ön sonuç geldi.

Çanakkale’nin Bayramiç İlçesi’nde düştüğü tarih bilinmeyen, ancak bölge halkı tarafından 1964 yılının temmuz ayında bulunan yaklaşık 4 kiloluk taş ve metal benzeri nesnenin, aynı yıl Prof. Dr. Abdullah Kızılırmak tarafından yapılan incelemede göktaşı olduğu saptandı. ‘Çanakkale Meteoriti’ adı verilen göktaşı üzerindeki elementlere ilişkin, bulunduktan 50 yıl sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü ve Antalya’daki TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi işbirliğiyle yüksek lisans tez çalışması başlatıldı.





ÜÇ PARÇAYA BÖLÜNDÜ

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Esenoğlu, ilk bulunduğunda 4 kilo olan göktaşının üç parçaya ayrıldığını, 400 gramının Ege Üniversitesi’ne, 1 kilo 70 gramının İstanbul Üniversitesi’ne, büyük parçanın da Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’ne gönderildiğini kaydetti. Doç. Dr. Esenoğlu, uzun yıllar sadece sergilenen göktaşı parçalarının içerdiği elementlere ilişkin çalışma başlattıklarını söyledi.

Bir grup öğrencinn yüksek lisans tez çalışmasının yaklaşık 2 yıldır devam ettiğini belirten Doç. Dr. Hasan Esenoğlu, göktaşının içerdiği elementlerin tanısından atom ve molekül yapısına kadar analizinin sürdürüldüğünü anlattı. Doç. Dr. Esenoğlu, “Bu çalışmada gökbilimden astronom, yerbilimlerinden maden mühendisi ve jeofizikçiler, temel bilimlerden kimyacı ve atom-molekül fizikçileri yer almaktadır. Göktaşının araştırılmasına İÜ İleri Analizler Laboratuvarı’nda başlandı” dedi.

NASA’DAN YAŞAM BELİRTİSİ

Göktaşının düştüğü alandaki toprak ve göktaşına ait toz parçacıklarının da karbon araştırması için geçen yıl NASA’ya gönderildiğini belirten Doç. Dr. Esenoğlu, karbonun insan vücudunun temelini oluşturduğunu ve göktaşında karbon tespit edilmesi halinde uzayda başka yaşamların olduğunun da kanıtlanabileceğini söyledi. NASA’dan karbon olabileceği yönünde ön sonuç gönderildiğini kaydeden Doç. Dr. Esenoğlu şöyle konuştu:

“Karbon çıkması halinde uzayda yaşam olduğunun işaretidir. Şu an net sonuçlar belli değil. Bu göktaşı güneş sisteminden geliyor ve güneş sisteminin orjinal, bozulmamış malzemesi olduğu için güneş sisteminin geçmişi, ilk haline ilişkin bilgilere ulaşacağız. Dünyaya yaşam nereden geldi, başka yerde de var mı, bu elementler aracılığıyla ulaşılabilir. Henüz içindeki tüm elementler belirlenemedi, devam ediyor.”

AYRINTILI ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

Göktaşına ilişkin bugüne kadar Kanada ve Türkiye’deki laboratuvar analizlerinde tamamı dünyada olan 34 element ve molekül tespit edildiğini dile getiren Doç. Dr. Esenoğlu şunları söyledi:

“İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Mineroloji- Petrografi Anabilim Dalı’nda ince kesiti alınarak elektron mikroskobu altında incelendi. Olivin, kondril, opir tanesi, metal, çatlama (şok etkisi ile), mekanik ezilme dokusu, enstatit minerali, uzay parçası, kristalizasyon özellikleri görüldü.”

2 Nisan 2015 Perşembe

Evrenin en özel güneş sisteminde mi yaşıyoruz?

Evren, Kainat, Güneş sistemi, Güneş sistemleri, Doğal uydular, Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Ceres, Jüpiter, Satürn, Mehmet Fahri Sertkaya,


NEDEN?

Gezegenler güneşten kopan parçalar ise, neden en küçük parçalar/gezegenler güneşe yakın ve en büyük parçalar/gezegenler ise güneşten en uzaktalar?

Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Ceres küçük ama güneşten daha uzaktaki Satürn, Jüpiter, Uranüs ve Neptün büyük, neden?

Neden güneş sistemimizdeki bütün gök cisimleri aynı yöne dönerken Venüs ters istikamete döner?

Jüpiter'in ve uydularının, Merkür'ün, dünyamızın uydusu Ay'ın soğuk ortamlarda var olmuş olması, yani bir patlama ile güneşimizden ya da herhangi bir güneşten ayrılmadıklarının kesinlik kazanmış olması, üstelik bunların, güneşimizden çok çok daha yaşlı olmaları, neden?

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra oluşan serbestlik ortamında, 1993'te Rusya'da yapılan bir bilim toplantısında konuşan ünlü Rus gök bilimci Ksanfomaliti şöyle söylüyor:

"Uzay araştırmalarında geldiğimiz noktada, gözlemlediğimiz diğer güneş sistemlerinde hep büyük gezegenlerin güneşlerine daha yakın olduğunu ve bütün gezegenlerin aynı yönde döndüklerini gördük. Bundan sonra anladık ki, bizim güneş sistemimiz, kainatın en hususi-özel güneş sistemlerinden biri... Ve meydana çıkan gerçek şu ki, yapay bir güneş sisteminde bulunuyoruz."





#mfs kişisel hesapları: twitter | facebook | google+ | web