Top Social

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Üç bin yıllık uzay mekiği heykeli Van'da bulundu. Her şeyi ile günümüz teknolojisi gibi...

Geçmiş teknoloji devirleri, Süleyman aleyhisselam, Arkeoloji, uzay mekikleri, Antik uzaylılar, Göbeklitepe, Dünya tarihi yeniden yazılmalı,


1975 yılında Van dolaylarında yapılan arkeolojik kazılar sırasında, hiç tartışma götürmeyecek bir şekilde mükemmel bir atmosfer içi ve dışı uçuş aracının modeli olan bir heykelcik ortaya çıkarılmıştı. Bariz bir aerodinamik formu olan bu modelde günümüz atmosfer içi ve uzay araçlarında rastlanan şu parçalar yer almaktadır:




- Burun konisi,

- Kokpit,

- Roket kompartımanı, dikey kuyruk,

- Çoklu roket lüleleri.


Kokpitte günümüzde uzay yolcularının kullandıkları türden körüklü bir anti-G elbisesi ve botlar giymiş bir pilot ya da kozmonot oturmaktadır. İki eliyle birden bazı kontrol levyelerini idare ediyormuş gibi bir görünümü olan pilotun oturma şekli çok ilginçtir: bacaklarını yukarıya çekerek karnına doğru bastırmıştır. Bu günkü uygulamalardan biliyoruz ki, pilotlar, karın kaslarını iyice sıkıştırır karınlarını bastıracak şekilde öne doğru eğilirlerse merkez kaç ivmesinin oluşturacağı geçici bayılmaları önleyebilirler.

Böylece, modeldeki pilotun hem oturuş şekli hem de giysisi; kanının, alt karın bölgesiyle bacaklarda toplanmasını önleyerek kalbe doğru basıp, maruz kalacağı yüksek ivme ve ters ivmelerin bünyesi üzerinde oluşturacağı tesirleri önlemeye yöneliktir. Şüphesiz ki bütün bu detaylar, 3 bin yıl önce hayal dünyasından heykeller yapan bir heykeltıraşın bilip de dikkatle eserine yansıtabileceği şeyler değildir. Buradan hadiseye bakınca, ancak böyle yorumlayabiliyoruz ama ya bildiğimiz tarih gerçek değilse ve yaklaşık 3 bin sene önce dünyamız üzerinde şimdikinden bile çok daha ileri bilim ve teknoloji çağı yaşanmışsa? Ya o zamanda bu heykeli yapan sanatçı, gerçekte imal edilmiş ve çok sık olarak gördüğü bir uzay mekiğinin heykelini yapmışsa?

Araçta kullanılan roket tahrik sisteminin, günümüzde kullanılan türden herhangi bir yakıtı taşıyamayacak kadar sınırlı bir hacim içinde yer aldığı aşikârdır. Dolayısıyla, bunun, vimana denilen kadim uçan araçları sevk etmede kullanılan cıva esaslı bir tahrik sistemi olması çok muhtemeldir.

Bu sistemin egzoz çıkışını sağlayan lülelerin birden fazla olması da gerçekten ilginçtir: günümüze ilk kez, insan taşıyan uzay kapsüllerini yörüngeye oturtmak için geliştirilen devasa roketlerde kullanılan çoklu lüle sistemine böyle kadim bir uçan araç modelinde rastlanması, roket uzmanlarının ilgisini çekecek bir husus olsa gerek!



Bu gizem dolu heykelciğin kökenini ve esrarını araştırmamız gerekmektedir. Arkeoloji bize bu uzay aracının bir Urartu eseri olduğunu söylemektedir. Mevcudiyeti arkeolojik keşifler öncesinde bazı Asur metinlerinden öğrenilmiş olan Urartu Krallığının milattan önce 9 yy.da kuzeydoğu Anadolu’da geliştiğini görüyoruz.

Milattan önce 8.yy.da sınırlarını genişletmişler ve kuzeyde Kafkasların ötesine, doğuda Urmiya gölüne, batıda da Fırat a kadar ulaşmışlardı. Başkentleri Van’ın güneydoğusunda yer alan ve söz konusu kazıların yapıldığı toprak kale ya da Tuşpaydı. Toprak kale kayalardan oluşmuş doğal bir muhkem mevki üzerinde kurulmuştu. Şehre kayalara oyulan bir geçitten geçilerek giriliyordu.

Urartu krallığının yer aldığı dağlık bölgeye Urartu adını, Urartuların güney sınırındaki güçlü komşuları olan Asurlular vermişlerdi. Bu ad, daha sonra, İbranicede Ararat şeklini almış ve batılıların Ağrı dağı için kullandıkları Ararat adı buradan gelmiştir. Ne var ki Ağrı dağı Urartu sınırları içinde kalan gizemli mahiyetteki tek dağ değildi.


Şu yayınımız da konu ile alakalıdır ve ilginizi çekecektir. Üzerine tıklayın!

Antik uzaylılar, Daha önceki teknoloji çağları, Geçmiş teknoloji devirleri, Göbeklitepe, Hattuşaş, Türkiye, Videolar, Youtube videoları,
ilk yorumu sen yap